YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13082
KARAR NO : 2015/16932
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/04/2015
NUMARASI : 2014/538-2015/174
Hazine ile M.. G.. ve H.. K.. aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.04.2015 gün ve 538/174 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, tapu sicilinde davalılar adına kayıtlı 101 ada 597 parsel sayılı taşınmazın 68,36 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 101 ada 597 parsel sayılı taşınmazın 68,35 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle bu kısmın tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 23.02.2015 tarihli rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Söz konusu rapor incelendiğinde; sadece Bakanlık tarafından onaylanan 05.05.2014 tarihli kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmaza uygulanmak suretiyle taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre durumunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Keşfe katılan jeoloji mühendisi bilirkişi ise gözleme dayalı değerlendirmeler yapmış, ancak kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapmamıştır. Uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin dava konusu taşınmaza uygulanması suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; 3 jeolog ya da jeomorfolog 1 harita mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluyla yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafık memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiye açıklattırılması, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’mn Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.