YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13406
KARAR NO : 2015/18900
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
MAHKEMESİ : Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2012/129-2013/979
B.. D.. ve D.. K.. aralarındaki Muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 17.09.2013 gün ve 129/979 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 660 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı binanın 2.katının vekil edeni tarafından yaptırıldığının ve davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın davacıyla ortak mirasbırakan tarafından yaptırıldığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 660 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 katlı binanın 2. katının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, dava konusu 660 parsel üzerinde bulunan 2 katlı binanın 2. katının davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün birinci fıkrasındaki “davacıya ait olduğunun” tümcesi çıkarılarak, yerine “davacı tarafından meydana getirildiğinin” yazılmasına, hüküm fıkrasının bu şekilde düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 616,00 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.