Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/15156 E. 2017/13004 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15156
KARAR NO : 2017/13004
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı … vekili, dava konusu 84 ada 7 parsel sayılı 675 m2 yüz ölçümlü taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile kamuya terkini ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 84 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşıldığından tapu kaydının iptali ile kamuya terkini ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanununa dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, bir jeoloji mühendisi bilirkişisi,…. bilirkişisi, 1 harita mühendisi bilirkişisi,1 … mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişi ile dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılmış, 02.12.2014 tarihli fen ve harita bilirkişisi raporunda, …İl Müdürlüğünden gönderilen bahse konu alana ait kıyı kenar çizgisi haritaları koordine özet çizelgelerinin dava konusu parsele uygulandığı belirtilmiş ve parselin tamamının kıyı kenar çizgisinde olduğu belirtilmiştir. Yine dosyaya sunulan 03.12.2014 tarihli kurul bilirkişi raporunda, (bir jeoloji mühendisi,1 jeomorfolog bilirkişi,… bilirkişi) kıyı kenar çizgisinin dava konusu parselin içinden geçtiği tespit edilmiştir. Ancak bahsedilen bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; bilirkişilerce; keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin kroki üzerinde açık bir şekilde gösterilmediği ve idare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile karşılaştırılarak, aralarındaki çelişkinin nedenleri üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dava konusu parsele ait kadastro tutanağı dosya arasına alınmış ise de; taşınmaza kadastro tespiti sırasında uygulanan tüm tapu kayıtları getirtilmemiş, kesin hüküm araştırılması yapılmamıştır. Şöyle ki; Hazinenin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın Hazineyi bağlamayacağından söz edilemez. Ayrıca, kesin delilin de aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı tartışmasızdır.
O halde; mahkemece yapılacak iş, ….. 26.06.2003 gün 97/110 sayılı kararı doğrultusunda, idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanmak, bilirkişi kurulunca belirlenen kıyı kenar çizgisinin kroki üzerinde gösterildiği, İdarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile örtüşüp örtüşmediği, örtüşmemekte ise kıyı kenar çizgisinin parselin neresinden geçtiği, idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişiler tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri hakkında bilimsel gerçeklere ve maddi bulgulara dayalı, denetime açık rapor almak, yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı hususu, duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Ayrıca; dava konusu taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan tüm tapu kayıtları getirtilerek Hazinenin taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediğinin araştırılması, Hazinenin taraf olduğu bir dava sonucunda sicil oluştuğunun belirlenmesi halinde tarafı olan Hazineyi bağlayacağının gözetilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Anılan yönler gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.