YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1792
KARAR NO : 2016/8616
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı, Tapu İptal-Tescil
… (Işık) ile … aralarındaki katılma alacağı, tapu iptal-tescil davasında tapu iptal-tescil yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine, katılma alacağı isteği yönünden kabulüne dair….Aile Mahkemesi’nden verilen 06.11.2014 gün ve 491/657 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, boşanma davasına karşı dava olarak açılarak tefrik edilen davada, evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına tescil edilen 2 numaralı bağımsız bölümde katkısının bulunduğunu ve tapu kaydının 1/2 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline veya alacağının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme ilk kararında, davanın reddine karar vermiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.04.2013 tarih, 2013/2949 Esas-2013/5424 Karar sayılı kararı ile “….Davacı taraf, dava dilekçesinde nizalı taşınmazda ½ katkı payının olduğunu belirtmiş, bunun yanısıra ½ paya ilişkin tapu kaydının iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Davanın terditli açıldığı, öncelikle tapu iptali ve tescil, aksi halde alacak isteğini içerdiği anlaşılmaktadır. Evlilik birliği içinde davalı eş adına alınan taşınmaza ilişkin eşler arasında 4721 sayılı TMK’nun 706 (MK’nun 634) maddesi gereğince düzenlenmiş mülkiyetin aktarımı ile ilgili resmi bir sözleşme bulunmamaktadır. 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı YİBK uyarınca taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacı, bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talep edemez. Bu durumda tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle usul ve yasaya uygundur. Davacı tarafın bedele ilişkin talebine gelince; olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif hakime aittir. Dava, TMK’nun 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddelerine dayalı katılma alacağı isteğine ilişkindir. TMK’nun 231. maddesine göre artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Davacı eş, hesaplama sonucu ortaya çıkan artık değerin yarısı oranında hak sahibi olur. Temyiz incelemesine konu dava, boşanma davasında karşı dava olarak açılmış ve tefrik edilmiştir. TMK’nun 222. maddesinin son fıkrasına göre bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Davaya konu taşınmazın evlilik birliği içinde eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu dönemde edinildiği sabittir. Varsa aksi iddianın ispat yükümlüsü TMK’nun 6 ve 222. maddesine göre davalı taraftır. Somut olayda, davalı taraf uyuşmazlık konusu taşınmazın kişisel mal grubundan edinildiğine dair savunma ileri sürmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu dönemde davalı eş adına edinilen dava konusu taşınmazın belirlenecek tasfiye tarihi itibariyle değeri üzerinden yukarıda yazılı şekilde davacının katılma alacağının tespiti ile dava dilekçesiyle harçlandırılan talebin de nazara alınması ve sonucuna göre bedel yönünden bir karar verilmesidir. Dava konusu taşınmazın 4721 sayılı TMK’nun yürürlük tarihinden sonra edinildiği, davanın katılma alacağı isteği olduğu ve aksini ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu gözden kaçırılarak, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamıştır….” gereğine işaret edilerek bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin talebin reddine, 46.191,20-TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir (04.02.1959 gün ve 10/5 YİBK ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak mahkemelerce ve Yargıtay’ca göz ardı edilemeyeceği gibi, uyulmasına karar verdiği takdirde de bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi gereklidir. Durum böyleyken; uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında dava dilekçesiyle harçlandırılan miktarda dikkate alınarak alacak talebi hakkında karar verilmesi belirtildiği ve Yargıtay bozma ilamından sonra ayrıca ıslahla talep miktarı arttırılamayacağı halde (04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı YİBK uyarınca); dava dilekçesi ile talep edilen 30.000-TL yerine ayrıca ıslahla arttırılan miktara da hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 789,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.