Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/20318 E. 2017/12571 K. 10.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20318
KARAR NO : 2017/12571
KARAR TARİHİ : 10.10.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz ve taşınmazın alınmasında kullanıldığı iddia edilen ziynetler ve babasının nakdi yardımı nedeniyle 40.000,00 TL değer artış payı alacağı ve 10.000,00 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 50.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27.05.2015 tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 90.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın bedelinin babası tarafından karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 37.000,00 TL değer artış payı, 50.000,00 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 87.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m. 227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır( TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK’nun m. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse, konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 19.09.2004 tarihinde evlenmiş, 13.01.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 21.05.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu 1848 ada 10 parsel 7 nolu bağımsız bölüm eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 17.12.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının değer artış payı alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının dava dilekçesinde ziynetleri ve babasının verdiği para ile taşınmazın alınmasında katkı yaptığını iddia ettiği, tanık beyanı dışında ziynetlerin miktarı ve taşınmazın alınmasında kullanıldığına yönelik somut delil olmamasına rağman mahkemenin davacının dava dilekçesinde belirtilen ziynet miktarı dikkate alınarak değer artış payı alacağına hükmedildiği anlaşılmıştır. Davacının iddiasıyla soyut tanık beyanlarına dayalı olarak ziynet eşyalarının taşınmazın alınmasına kullanıldığının kabul edilerek karar verilemez. Mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre davacının değer artış payı alacağını ispatlayamamıştır. O halde, mahkemece değer artış payı alacağı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
3. Davalının artık değere katılma alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının savunmasında taşınmazın davalının babası Ramazan tarafından verilen para (banka hesabından çekilen para, taşınmaz satışından elde edilen para ve 3. kişide bulunan alacak) ile alındığı savunulmasına rağmen mahkemece davalının kişisel mal savunması dikkate alınmadan ve kişisel mal savunmasına yönelik yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece davalının kişisel mal savunmasına yönelik araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılıp sonucuna göre, davalının babası tarafından para verildiği kabul edilmesi halinde davalı lehine denkleştirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile katılma alacağına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. ve 3. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.