Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/3146 E. 2016/12571 K. 26.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3146
KARAR NO : 2016/12571
KARAR TARİHİ : 26.09.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma ve Katkı Payı Alacağı

… ile … aralarındaki katılma ve katkı payı alacağı davasının kabulüne dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazlar nedeniyle 10.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 30.09.2014 tarihli dilekçesi ile alacak miktarını artırarak toplam 23.461,59 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 23.461,59 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Somut olaya gelince; eşler, 07.11.1978 tarihinde evlenmiş, 28.01.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 181 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 27.11.1981 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edildiği, arsa üzerine satın alındıktan sonra ev yapıldığı anlaşılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
-//-
Taraf beyanları, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadının ev kadını olduğu, gelir getirici bir işte çalışmaması nedeniyle tasfiyeye konu taşınmazın zemininin edinilmesinde herhangi bir katkısının olmadığı ancak üzerindeki evin inşaatında tanık olarak dinlenen davalının kardeşi Sedat’ın da beyanında ifade ettiği üzere, davacının babasının emeği ile katkısı olduğunun anlaşılmasına göre, sadece yapı bedeli üzerinden katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin hatalı hesaplama ile taşınmazın yapı ile birlikte arsa payı değerinin toplamı üzerinden katkı payı alacağına hükmedilmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
3. Davacı vekili, dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000-TL alacağın davalıdan tahsilini istemiş, … tarihli bozma ilamından sonra verdiği … tarihli ıslah dilekçesi ile … tarihinde harcını yatırmak suretiyle talep miktarını 13.461,59 TL arttırarak 23.461,59 TL’ye çıkarmıştır. Mahkemece de ıslah ile arttırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK’nun 177.maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilirse de; … sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına ilişkindir. İçtihadı Birleştirme Kararları, adeta kanun hükmünde olup, ilke kararlarıdır ve benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar (Yarg.Kan.md.45/5). Durum böyle iken, mahkemece ilk dava dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bozma sonrası yapılan ıslahla arttırılan miktarı da kapsar şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
4. Davacı vekili dava dilekçesinde dört kalem halinde belirttiği taşınmazlara yönelik toplam 10.000,00 TL alacak isteminde bulunmuş, ancak hangi taşınmaz için ne miktar alacak talep edildiğini belirtmediği gibi, mahkemece de bu konudaki talep açıklattırılmamıştır. Yargıtay ve Dairemiz İçtihatlarına göre; bu gibi durumlarda dava konusu yapılan her alacak kalemi için eşit miktarda istekte bulunulduğu kabul edilmektedir. Buna göre davacının her bir taşınmaz için 2.500,00 TL talepte bulunduğunun kabulü gerekir. Talepten fazlasına hükmedilemez. (HUMK 74, HMK m. 26/1). Durum böyleyken; mahkemece, 181 ada 3 parsel sayılı taşınmaz için ıslahla artırılan toplam 23.461,59 TL’ye hükmedilerek, reddedilmesi gereken üç taşınmazın talep miktarı olan 7.500,00 TL’yi de içerir şekilde yazılı şekilde talepten fazla miktarda alacağa hükmedilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2,3 ve 4. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 400,67 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.