YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7606
KARAR NO : 2015/11171
KARAR TARİHİ : 12.05.2015
Doğanhisar İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından Doğanhisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Esas- Karar sayılı ilamına dayanılarak başlatılan ilamlı icra takibinde borçlu icra mahkemesine başvurusunda, çiftçi olduğunu ve haczedilen taşınmazların geçimi için zaruri olduğunu ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece ada parsel, ada parsel ve ada parsel sayılı taşınmazların borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri arazi niteliğinde olduğundan haczedilmezlik şikayetinin kabulüne, 399 ada 216 parsel yönünden ise şikayetin reddine karar verilmesi üzerine hüküm,alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 82/4. maddesi gereğince borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri haczedilemez. Borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için asıl uğraşısının çiftçilik olması gerekir. Yani geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi halinde de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi örneğin çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması da çiftçilik vasfını ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı haczedilen haczedilmeyen tüm taşınmazları keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında borçlunun hayvancılıkla iştigal ettiğini belirtmiştir. Borçlunun hayvancılık yapıp yapmadığı, bu yönde gelir elde edip etmediği, bu gelirine ek olarak taşınmazların gelirlerine ihtiyacı olup olmadığı tespit edilmelidir. Bundan ayrı taşınmazların değerlerinin değil, bu taşınmazlardan elde edilen gelirlerin geçiminde hesaba katılacağı göz önünde bulundurularak yapılacak araştırma ve yeniden alınacak bilirkişi raporuyla sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.