Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/7964 E. 2016/16467 K. 05.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7964
KARAR NO : 2016/16467
KARAR TARİHİ : 05.12.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı

… ile … ve müşterekleri aralarındaki değer artış payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabul kısmen reddine dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı … vekili, vekil edenin muris eşi adına kayıtlı bulunan iki adet araç ve taşınmaz nedeniyle 5.000,00 TL katılma alacağı ile taşınmazın edinilmesine düğünde takılan altın ve paralar ile 25.000.00 TL katkıda bulunduğunu belirterek 25.000,00 TL değer artış payı alacağının davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, bozmadan sonra verdiği 09.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 106.450,20 TL alacağın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının edinilen malvarlığına katkısı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin 18.10.2011 tarihli ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce araçlara ilişkin ret kararı usul ve yasaya uygun görülerek onanmış, taşınmaza ilişkin hüküm bölümü eksik araştırma ve inceleme gerekçesi ile bozulmuştur. Bunun üzerine, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulü ile 32.900.00 TL değer artış payı alacağı ve 49.039,11 TL katılma alacağının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Somut olaya gelince; eşler, 14.08.2008 tarihinde evlenmiş, 31.12.2009 tarihinde eş … vefat etmiştir. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/2). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu … parsel 14 nolu bağımsız bölüm eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 15.09.2009 tarihinde satın alınarak muris eş adına … adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.
-//-

Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-a)Davacı dava dilekçesinde tasfiyeye konu … parsel 14 nolu bağımsız bölüm yönünden ziynetleri ile yaptığı katkı nedeniyle 25.000,00 TL değer artış payı alacağı isteğinde bulunmuştur. Dairemiz’in bozma ilamından sonra verilen 09.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile bu isteğini 32.900.00 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece de ıslah ile arttırılan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK’nun 177.maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilirse de; … karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına ilişkindir. İçtihadı Birleştirme Kararları, adeta kanun hükmünde olup, ilke kararlarıdır ve benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar (Yarg.Kan.md.45/5). Durum böyle iken, mahkemece ilk dava dilekçesi ile talep edilen 25.000,00 TL üzerinden değer artış payı alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken bozma sonrası yapılan ıslahla arttırılan miktarı da kapsar şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2-b)Dosya içeriğine göre sağ eş davacı ile … arasındaki mal rejimi ölümle sona ermiş olup mirasçılık belgesine göre, davacı ve davalıları mirasçı olarak bırakmıştır.
Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek alacak, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar üçüncü kişilere karşı kişisel olarak (472 i sTIı TMK m. 599/2) ve müteselsilen (TMK m. 641) sorumludurlar. Her ne kadar, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan … ‘ın mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK’nun m. 499), alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eş de kısmen birleşmiştir.
Taraflarca, mirasçılardan her hangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 s.lı TMK m. 511 vd, 578 vd, 605 vd.) iddia edilip kanıtlanmamıştır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Buna göre, hüküm altına alınan tereke borcundan davacının da miras payı oranı gözönünde bulundurularak davalıların sorumlu olduğu miktarın, talep miktarı da dikkate alınmak suretiyle hüküm fıkrasında açıkca gösterilmesi gerekirken, terekeye ait borcun tamamının davalı mirasçılardan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
2.c)Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye
karar veremez (HMK m. 26). Davacı dava dilekçesinde 5.000,00 TL katılma alacağı isteğinde bulunmuş, ancak dava dilekçesinde 3 parça mal varlığı için bu miktar talep edilmekle birlikte hangi kalem malvarlığı için ne kadar katılma alacağı talep ettiğini tek tek açıklamadığı gibi, yargılamanın devamı sırasında da Mahkemece açıklattırılmamıştır. Bu gibi durumlarda Yargıtay’ın ve Dairemiz’in yerleşmiş içtihatlarına göre, her bir kalem malvarlığı için eşit miktar olacak şekilde talebin bulunduğunun kabulü gerekir. Buna göre, tasfiyeye konu … parsel 14 nolu bağımsız bölüm için katılma alacağı miktarının 1.667.00 TL olduğunun kabulü ile bu talep miktarı üzerinden mirasçılık payı da gözönünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2.(a), 2.(b). ve 2.(c). bendinde gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; tarafların diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 935,00 TL peşin harcın istek halinde davacı ve davalılara ayrı ayrı iadesine, 05.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.