YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8906
KARAR NO : 2017/12618
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ : ,,,. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, 45 ada 2 parsel sayılı kargir ev vasıflı taşınmazın tapuda İbrahim çocukları …… adlarına kayıtlı olduğunu, taşınmazın vekil edenlerinin yakın mirasbırakanı….. zilyetliğinde iken vekil edenlerine intikal ettiğini ve uzun yıllardır vekil edenleri tarafından kullanıldığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeni ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Mehmet İmre, davaya cevap vermemiştir.
Dahili davalı Hazine vekili, malikin tapu kütüğünden anlaşıldığını ve tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar lehine TMK’nun 713/1. maddesinde belirtilen zilyetlik koşullarının oluştuğu, 713/2. maddesi yönünden de tapu maliklerinin Medeni Kanunun neşrinden önce öldükleri, malikin kim olduğunun anlaşılamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne ve 45 ada 2 parselin tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacılar adına miras payları oranında paylı olarak tapuya kayıt ve tesciline, davalı…….’ye karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya kapsamına göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nun 713/2. maddesine dayalı olarak tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu 45 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 8.11.1957 tarihinde kesinleşen kadastro işlemleri sonucunda….kızı (1/3), Mehmet: İbrahim oğlu (1/3) (ibrahim evlatları …. ölüdür) adlarına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, yargılama aşamalarındaki beyanlarında, davada TMK’nun 713/2. maddesindeki hangi nedene dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğu açıkça belirtilmemiş, Mahkeme gerekçesinde de TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı üç sebepten hangisine göre talebin değerlendirildiği ve hüküm kurulduğu anlaşılamamıştır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2 maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar, TMK’nun 713/2. maddesinin 2.fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğünün, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasasının 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında; TMK’nun 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış(müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu gibi hak sahiplerinin 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra dava açmalarının bir önemi bulunmamaktadır.
TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı üç hal birbirinden ayrı birer dava sebebi olup, her birinin taraf teşkili, toplanacak deliller ve ispat koşulları birbirinden farklıdır.
O halde, davacıya TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı olan ölüm veya gaiplik ya da kim olduğu bilinmeyen hukuki sebeplerinden hangisine dayandığının sorulması, kesin olarak belirlenen hukuki sebebe göre taraf delilllerinin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bahsi geçen madde yanlış yorumlanarak, üç hukuki sebebin ayrıntılarına değinilmeden hukuki sebebi belirlenmeyen davanın koşulları oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, tapu iptal ve tescil davaları, tapu malikine karşı ve tapu maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davalı safında göserilen tapu malikleri ölü iseler, mirasçılık belgesi alınmadan tapu malikleri veya mirasçıları davaya katılmadan davanın görülmesi mümkün değildir.
O halde; mahkemece; davanın, öncelikle tapu maliklerine, tapu malikleri ölü iseler Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılacak mirasçıların tespiti davası ile belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi açısından davacıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, malikler hiç mirasçı bırakmadan ölmüş iseler miras TMK’nun 501. maddesi uyarınca Hazine’ye kalacağından şimdiki gibi Hazine aleyhine açılan davanın devamı ile uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken yukarıda izah edilen dava şartının gözardı edilmesi usul hükümlerine aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.