YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9251
KARAR NO : 2017/14110
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 2730 ada 77 parselin ¾ ünün davacıların murisi İbrahim … adına kayıtlı olduğunu, 1/4 hissenin ise kadastro tespiti esnasında kime ait olduğu bilinemediğinden … adına tespit ve tescil olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının murisleri tarafından 29.09.1999 yılında satın aldığını ve kullanılmaya başlandığını, davacıların murisleri ve diğer maliklerle birlikte eklemeli kazanmayı sağlayan 50 yıllık zilyetliklerinin bulunduğunu bu nedenle … adına tescil edilen ¼ hissenin iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Davacı Vekili dava dilekçesinde zilyetlik hukuki sebebine dayanmışsa da daha sonra verdiği ıslah dilekçesiyle bilinmeme olmadığı takdirde ölüm hukuki sebeplerine de dayanmıştır.
Davalı … vekili; dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanıma uygun olmadığını, davacıların mülkiyete dayalı zilyetliklerinin bulunmadığını, süre aşımı da dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; “dava konusu parsele ilişkin tüm tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren getirtilmiş olup çevirmen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda ¼ hissenin … adına kayıtlı olduğu ancak tapu sicilinden kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilgilerin tapu sicilinden çıkarılması imkansız olduğundan bu nedenle tespit tarihi olan 16.01.2003 tarihi itibariyle zilyetlik koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davacılar adına tescili gerektiği, ölüm hukuki nedeni açısından ise tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık süre hesaplandığında 1983 yılına denk geldiği ve 1983 yılında …’in yaşadığına ilişkin bir kayıt bulunamadığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da etki etmediği” gerekçesiyle davanın kabulüne, 2730 ada 77 parselin … adına kayıtlı bulunan ¼ hissesinin iptali ile davacıların veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; Kadastro tespitinden önce de tapulu olan taşınmazın TMK 713/2 maddesinde yazılı bulunan kim olduğu bilinmeme ve ölüm sebepleri yanı sıra zilyetliğe dayalı olup Kadastro tespiti sırasında … adına kaydedilen dava konusu taşınmazdaki ¼ payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu 2730 ada 77 parsel 29.09.1999 gün 10 sıra 327 cilt 34 sayfadaki tapu kaydına dayanılarak 16.01.2003 tarihinde ¾ hissesi İbrahim … adına ¼ hissesi ise kime ait olduğu bilinemediği ve bu hususta herhangi bir belge ibraz edilmediği gerekçesiyle … adına tescil edilmiştir. Davacılar; dava konusu yapılan … adına kayıtlı ¼ hisseyi eklemeli olarak 50 yıldan fazla süredir zilyetliklerinde bulundurduklarından bu paya ilişkin olağanüstü zamanaşımı sebepleri olan kim olduğu bilinmeme ve ölüm hukuki sebeplerine dayanarak … adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Dava konusu taşınmaz kadastro tutanağındaki bilgilere göre öncesi itibariyle tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapuda kayıtlı bulunan bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olamaz . Ancak TMK ‘nun 713/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesindeki koşulların oluşması halinde kazanılması mümkün olabilir. Başka bir anlatımla … adına yazılı payın tespit tarihine kadar hukuki değerini yitirdiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece bu yönde tüm tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren getirtilmiş olup en eski tarihli geldisi okunamayan ve fakat gittileri tespit edilen Mayıs 303 cilt :30/1 sıra: 12 olan tapu kaydından günümüze kadar gelen tapu kayıtları ve devir silsilesi tespit edilmiştir. Buna göre; dava konusu 2730 ada 77 parsele uygulan bu revizyon tapu kayıtları ile kadastro tutanağındaki bilgiler ve tüm dosya kapsamına göre, … üzerine kayıtlı bulunan ¼ payın kayıt maliklerinden Zemmeli oğlu Mustafa oğlu Ahmet’e kaldığı anlaşıldığı halde mahkemece; davacının dayandığı TMK 713/2 maliki kim olduğu bilinmeyen hukuki sebebinin gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Adı geçen malik, Yargıtayın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre maliki tapu kütüğünden anlaşılan kişidir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğündeki belgelerden kimliğini çıkartmak mümkündür.
Yine davacının dayandığı TMK 713/2 maddesinde yazılı bulunan ölüm sebebine dayalı talebe gelince; dava konusu ¼ hisse … adına 23.07.2002 tarihinde tespit ve bilahare tescil edildiğine göre ihtilaf konusu ¼ hissenin geldisi olan tapu kayıtlarında mahkemenin de kabulünde olduğu üzere ¼ hissenin … ‘ten geldiği anlaşıldığına göre Hazinede taraf gösterilmek suretiyle bu şahsa ait mirasçılık belgesi alınmak suretiyle mirasçısı olup olmadığının tespiti, şayet mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK ‘nın 501. maddesindeki “Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası devlete geçer.” hükmü gereği miras payı devlete geçmesi gerektiğinden ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, …’ye bu suretle geçen taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığının dikkate alınması, bu hususların ve TMK 713/2 maddesindeki yazılı diğer şartların oluşup oluşmadığının araştırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.