Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9446 E. 2017/15315 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9446
KARAR NO : 2017/15315
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, icra emrinde talep edilen faizin dayanak ilama aykırı olduğunu belirterek icra emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme’ce hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, takibe dayanak … 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/386 esas, 2014/34 karar ve 23.01.2014 tarihli ilamı ile karşı dava ve birleşen … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/495 esas sayılı dava dosyasında….cinsi alacaklara fiili ödeme günündeki kur karşılığına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de UYAP üzerinden yapılan incelemede, dayanak ilamın Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin 2014/6383 esas ve 2015/4622 karar sayılı kararı ile diğer bozma sebepleri ile birlikte “ yabancı para borcunun, karşı dava ve birleşen 2009/495 E. sayılı dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince belirlenecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte hesaplanacak tutarın fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuruna göre belirlenecek TL karşılığının tahsiline hükmedilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. ” gerekçesi ile de bozulduğu görülmüştür. Bu durumda, dayanak ilam faiz yönünden bozulmakla, faize ilişkin hüküm ortadan kalktığından bozma ile ortadan kalkan ilama ilişkin faiz hesaplaması yapılması yukarıda anılan usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder.
O halde, dayanak ilam itiraz tarihinden sonra bozularak ortadan kalktığına göre Mahkemece şikayetin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek 6100 sayılı HMK’nun 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir edilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.