Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9840 E. 2017/11541 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9840
KARAR NO : 2017/11541
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı vekili, üçüncü kişi …’ın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nun 99 maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
İstihkak davalarına İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler Dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. İcra hakimi, tarafların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için, yöntemine uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez.
Basit yargılama usulünü düzenleyen HMK’nun 317 ve devamı maddelerinde belirtilen usul çerçevesinde yargılama yapılıp hüküm verilmesi gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Her ne kadar 01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320. maddesinin 1. fıkrasında 1086 sayılı HUMK’ndaki düzenlemelerden farklı olarak: “(1) Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir…” düzenlemesine yer verilerek basit yargılama usulüne tabi davalar açısından duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmişse de; mahkemelerce bu hükmün uygulanacağı haller tayin edilirken, özellikle iddia ve savunma haklarının kısıtlanması sonucunu yaratacak uygulamalardan kaçınılması ve her olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut olaya gelince, davalı 3. kişi, haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu iddia ederek,davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, fatura ve dekont ibraz etmiştir. Mahkemece duruşma açılarak taraflara duruşma gün ve saati tebliğ olunarak, iddia ve savunma çerçevesinde kanıtların toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-)Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı 3.kişinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.