Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9888 E. 2017/13115 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9888
KARAR NO : 2017/13115
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davaya konu 1 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki yapıların vekil edeni tarafından meydana getirildiğini açıklayarak, söz konusu yapıların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … keşif mahallindeki beyanında yapıların davacı tarafından meydana getirildiğini beyan etmiş, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davaya konu yapıların muris …. tarafından yapıldığı ve ayrıca 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilmesi için, taşınmaz hakkında, derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin olması nedeniyle güncel hukuki yararın bulunması ve bu hukuki yararın davanın neticesine kadar da güncelliğini koruması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; davada her ne kadar, dava konusu parsellerin Gümüşören Barajı Rezervuar sahasında kalması nedeniyle eldeki dava açılmış ise de, ….l Müdürlüğü 12.Bölge Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 25.2.2014 tarihli yazı içeriğinden, davaya konu parsellerin, 2942 Sayılı Kanunun 8.maddesine göre tapuda rızai ferağlarının yapıldığı ve davacı taraf da dahil olmak üzere hak sahiplerinin kamulaştırma bedellerini aldığı, bu haliyle davada güncel hukuki yararın kalmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi ile, davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.500 -TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davaya konu yapıların muris Ahmet Kılınç tarafından yapıldığı ve ayrıca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddi ile, davalılar lehine 15.440-TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuş ise de, bu hususlar yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, hükmün gerekçesinin ve vekalet ücretine ilişkin bölümünün açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, hükmün 6.fıkrasındaki “….15.440,00 TL ….” rakamının çıkarılmasına, yerine “…. 1.500 TL …” rakamının yazılmasına, hükmün gerekçesinin ve vekalet ücretine ilişkin 6.fıkrasının, 1086 sayılı HUMK’nun 438/5-7 maddeleri uyarınca DEĞİŞTİRİLMİŞ VE DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.