Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10071 E. 2017/13051 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10071
KARAR NO : 2017/13051
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı asıl tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … bizzat ve vekili Avukat…. geldiler. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

… A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde davalı adına edinilen taşınmaz yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 19.01.2016 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile talep miktarını 55.075.84 TL olarak arttırmıştır.
Davalı asıl …, taşınmazın 55.000,00 TLye alındığını. 45.000,00 TL’nin banka kredisi, kalan kısmın ise babası tarafından kendisine hibe edilen 10 bin USD ile karşılandığını, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 55.075.84 TL edinilmiş mallara katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı asılın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı asılın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1 .maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil fınans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde taraflar, 15.09.2000 tarihinde evlenmiş, 27.09.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 24.10.2014 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen 16 nolu taşınmaz eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 31.05.2006 tarihinde satış yolu ile davalı adına tapuda tescil edilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde “taşınmaz kredisinin kalanının halen taksitler halinde ödendiğine ilişkin dava dosyasına sunulmuş herhangi bir belge ve banka hesap ekstresi dökümüne rastlanılmadığı” gerekçesiyle taşınmazın tamamı edinilmiş mallardan karşılandığı kabul edilerek davacı lehine alacağa hükmedilmiş ise de, davaya konu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde…. Bankası lehine 31.05.2006 tarihli 88.000.00 TL bedelli borçlusu davalı olan ipotek şerhi bulunduğu görülmektedir. HMK 31. maddesi hükmü gereği hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü uyarınca, Mahkemece ilgili bankadan ipotek evrakları getirtilip dosya arasına alınmalı, yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun şekilde mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma dava tarihi itibariyle taşınmazın varsa kalan kredi borcu yönünden davalı lehine denkleştirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı asılın yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacı … Doğan’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı …’e verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.