YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10210
KARAR NO : 2019/4497
KARAR TARİHİ : 30.04.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (Üçüncü Kişi) : …
DAVALI (Alacaklı) : …
(Borçlu) :
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin haciz esnasında borçlu ile ilgisinin olmadığını belirterek vergi levhası sunduğunu, sunulan vergi levhasında mükellefin davacı üçüncü kişi olduğunu, haciz adresine borçlu adına yapılmış bir tebligat olmadığını belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı üçüncü kişinin borçlu şirketin ortağı olduğunu, mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini, üçüncü kişinin borcun doğumundan sonra ticari faaliyetlerine başka bir işletme adı altında devam ettiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, üçüncü kişinin borçlu şirketin eski ortağı olduğu, haczin borçlu şirketin eski ortağı huzurunda yapıldığı, İİK.’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğu, davacının yasal karinenin aksini ispatlayacak nitelikte kanıt sunmadığı, vergi levhasının mülkiyeti sağlayıcı belgelerden olmadığı gerekçesi ile, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davalı alacaklı vekili Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ilamına dayanarak 25.06.2013 tarihinde borçlu şirket hakkında ilamlı icra takibi başlatmıştır. Borçlu şirkete gönderilen icra emri, borçlunun İstanbul İli Sultanbeyli İlçesindeki sicil adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Davaya konu haciz ise Gaziantep ilinde talimat yolu ile yapılmıştır. Haciz üçüncü kişinin huzurunda gerçekleşmiştir. Haciz tutanağında borçluya ait herhangi bir belgeye rastlandığına dair bilgi yoktur. Haciz yapılan adres ile borçlu şirket arasında herhangi bir bağ kurulamamıştır. Üçüncü kişinin borçlu şirketin eski ortağı olması İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğunun kabulü için yeterli olmadığı gibi, doğru da değildir. Bu durumda mahkemece, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu değerlendirilerek tarafların tüm delillerinin toplanması, borçlu şirketin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtlarının getirtilmesi, taraflara tanıklarını gösterebilmeleri için süre ve imkan verilmesi ve tanık bildirilmesi halinde tanıkların dinlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.