YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1054
KARAR NO : 2017/2283
KARAR TARİHİ : 21.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı alacaklı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.02.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı alacaklı vekili ve karşı taraftan davacı vekili geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu …Turizm Otelcilik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’nin müvekkili Bankaya olan borçlarının tasfiyesi için 30/06/2010 tarihinde borç tasfiyesi ve vefa hakkı sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği borçlunun taşınmazı geri alım (vefa) hakkının düzenlendiğini ve geri alım hakkının kullanılması için 30/12/2013 tarihine kadar süre verildiğini, bu protokol gereği müvekkili Bankanın borçlulara tanınan geri alım süreci içinde taşınmazın kullanımını vefa hakkı süresi sonuna kadar borçluların kullanımına bırakacağının düzenlendiğini, anılan düzenleme uyarınca kullanım hakkının borçlu şirkete bırakıldığını, borçlu şirket tarafından taşınmazın …… AŞ’ye kiralandığını, ancak borçlunun 30/12/2013 tarihine kadar geri alım hakkını kullanmaması nedeniyle taşınmazı kullanım haklarının sona erdiğini, dolayısıyla…… A.Ş. bu tarihe kadar borçlu şirketin kiracısı iken; müvekkili Bankanın kiracısı konumuna geldiğini, Gaziantep 13.İcra Müdürlüğü’nün 2014/10091 E. sayılı dosyasından haczedilen menkul malların müvekkiline ait otelin teferruatı niteliğinde olup, haczin hukuka aykırı olduğunu, trafo merkezinden müvekkiline ait otele elektrik sağlandığını, borçlu şirket ile alacaklının tarafın hileli şekilde müvekkili Bankayı taşınmazdan çıkarmaya çalıştıklarını iddia ederek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczedilen malların borçluya ait olduğunun Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/820 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, hacze konu trafonun otelin içinde dahi olmadığını, otel inşaat alanının dışında kalan ve mülkiyeti başkasına ait olan bir arazide olduğunu, otel içerisinde tüm demirbaşların tapuya işlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu trafonun özel bir trafo olduğu, Toroslar EPSAŞ’a Dedeman Dağıtım Merkezi olarak kayıtlı olduğu ve aynı isimle anıldığı, Çağlar Petrol ve Çağlar Turizm’e ait bölümleri (Dedeman Oteli) beslediği konusunda projenin mevcut olduğu, bu doğrultuda trafonun davacı tarafa ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, toplanan deliller, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu nedenle; Türk Medeni Kanunu’nun bütünleyici parçayı(mütemmim cüz) düzenleyen 684. maddesi, eklentiyi (teferruat) düzenleyen 686. ve 687. maddelerindeki hükümler de dikkate alınmak suretiyle; elektrik mühendisi, fen bilirkişisi ve hukukçu (bütünleyici parça- eklenti arasındaki farklar konusunda bilgi ve ehiyet sahibi) bilirkişiden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, davaya konu mahcuzların, 568 ada 15 nolu parselde bulunan otelin bütünleyici parçası veya eklentisi olup olmadığının tespit edilmesi, bu hususları gösterir hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınması,bundan sonra dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 21.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.