YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10567
KARAR NO : 2020/2834
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin 19 parsel sayılı taşınmazda iki adet bina inşa ettiğini, bu binalarda ölene kadar vekil edeninin anne ve babasının ikamet ettiğini, anne ve babanın ölümünden sonra 1995 yılında vekil edeninin izni olmadan davalının taşındığını, taşınmazın zemininin taraflara ait olmadığını, ancak binaların vekil edeni tarfından yapıldığını açıklayarak, davalının müdahalesinin menine ve 6.000 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, binaların vekil edeni ile murisi tarafından yapıldığını, murisin ölümünden sonra vekil edeninin bu yeri kardeşlerinden parasını ödemek suretiyle satın aldığını, vekil edeninin 20 yılı aşkın zamandır bu taşınmazı kullandığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacı …, mülkiyeti taraflara ait olmayan taşınmaz üzerinde bulunan ve kendisi tarafından yapılan binalara davalının müdahalede bulunduğunu iddia ederken, davalı taraf ise davaya konu binaları bedelini ödemek suretiyle satın aldığı savunmasında bulunmuştur.
Bu durumda uyuşmazlığın; taşınmaz mal üzerinde bulunan kalıcı yapı niteliğindeki binalara ilişkin olup, tarafların hak iddiasında bulunduğu, davanın bu haliyle, TMK’nin 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası niteliğinde bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkına dayandığı TMK’nin 683. ve devamı maddeleri gereğince uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davaya konu uyuşmazlığın çözümlenmesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğinden, Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3, 4 bendi gereğince Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 2.6.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.