YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10597
KARAR NO : 2017/13098
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
… A R A R
Davacı alacaklı vekili; 29/05/2015 tarihinde haczedilen borçlu …….’ye ait 1 adet…..niteliğindeki menkul malın haczedildiğini, haciz sırasında davalı 3.kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, borçlu şirket ile davalının alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla muvazaalı işlemler yaptığını, menkul malın borçlu şirkete ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; borçlu şirketin güncel ticari ikamet adresinin haciz mahalliyle bir ilgisinin olmadığı, alacaklı sadece mahcuzlardan bir tanesinin üzerinde …. yazısının bulunmasına dayanarak mahcuzların borçlu şirkete ait olduğunu iddia etmiş ise de, sadece bu hususun mülkiyet karinesinin aksini ispat etmeye yeterli olmadığı, 3. kişinin birlikte hareket ettiği … şirketine ait ticari defterlerde mahcuzların seri numarası yazılmasa da, genel ayırt edici özellikleriyle defterlerde yer aldıkları,davacı alacaklının mülkiyet karinesinin aksini sağlam ve güçlü delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,alacaklının İİK’nun 99 maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemiz’in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.