YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10727
KARAR NO : 2019/4698
KARAR TARİHİ : 07.05.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkilinin faaliyet adresinde haciz yapıldığını, mahcuz mamografi cihazının müvekkiline ait olduğunu bu nedenle istihkak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında devir sözleşmesi yapıldığını, devralan davacının devirden önceki borçlardan da sorumlu olduğunu, yapılan hacizlerin usule uygun olduğunu, belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borcun doğumundan sonra yapılan işyeri devrinin alacaklıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, işyerini devralan üçüncü kişinin, İİK’nin 44 ve 6098 sayılı Yasa’nın 202 maddesi gereğince borçlu ile birlikte işletmenin borcundan müteselsil olarak sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı üçüncü kişi, devir sözleşmesi sunmakla beraber mahcuzun şirkete ait olduğunu iddia etmiş delil olarak fatura sunmuştur. Bu doğrultuda tarafların delilleri toplanarak, davacı üçüncü kişinin ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak, delil olarak sunulan faturaların ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığı ve faturalardaki malların hacizli mallara uygunluğu hususlarında yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
İİK’nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.