YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10735
KARAR NO : 2017/13048
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil, Katılma Alacağı, Altın Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av……ve karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
… A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı dokuz adet taşınmaz yönünden tapuda davalı adına kayıtlı 1/2 paya ilişkin kaydın iptali ile davacı adına tescili, bu talep mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 60.000,00 TL, … Bankası ve Vakıfbanktaki tarafların müşterek hesaplarından davalı tarafça çekilen paralar yönünden şimdilik 50.858,70 TL, evlendikten sonra davacıdan alınıp iade edilmeyen toplamda 629 gram altının aynen iadesi olmadığı takdirde 61.233,15 TL bedeli olmak üzere toplam 172.091,35 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 30.10.2014 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile taşınmazlar yönünden talep miktarını 119.160,00 TL olarak arttırmıştır.
Davalı … vekili, altınların davacının uhdesinde olduğunu, ortak tek bir para olduğunu, bu paranın da taraflarca çekildiğini, taşınmazlardan 110 ada 3 parsel dışındaki diğer taşınmazların geldisinin 568 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, 568 parsel sayılı taşınmazın ise davalının babası adına kayıtlı iken davalıya bağışlanmak istendiğini ancak diğer kardeşler ile gelecekte miras yönünden sorun çıkmaması için önce davacı kadının erkek kardeşi adına satış gösterilerek tapuda devredildiğini, sonrasında davalıya tapuda devrinin gerçekleştigini, bu devirler esnasında herhangi bir para ödemesi yapılmadığını, 110 ada 3 parselin cüzi bir rakam karşılığı ağabeyi tarafından davalıya hediye edildiğini, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin ise kısmen kabulü ile 16.720,00 TL altın alacağı, 131.355,12 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 148.075,12 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin taşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a. Vakıfbanktaki müşterek hesaptan çekilen para yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m). Somut uyuşmazlıkta tarafların 15.08.1988 tarihinde evlendiği, yurt dışında 2010 yılında açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 28.07.2011 tarihinde kesinleştiği ve bu yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de tanınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden tasfiyeye konu edilen paranın Vakıfbank’tan davalı erkek tarafından çekildiği tarih mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden yaklaşık beş sene evvelki bir tarih olan 10.11.2005 olup, söz konusu paranın mal rejimi sona erdiği tarih itibariyle mevcut olduğu davacı tarafça ispatlanamadığına göre bu talep yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde 31.955,62 TL alacağa hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni yapılmıştır.
b. Davalı vekilinin dava konusu (568 parselin imar görmesi neticesinde oluşan ) 315 ada 1 parsel, 315 ada 10, 11, 12, 13, 14 parseller, 317 ada 1 parsel ve 327 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Bağış, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 285 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 285. Maddesine göre bağış (hibe), bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise, bağışlayanın bir karşılık almaksızın, bağışlayanın malvarlığında bir artış sağlamak zenginleştirmek amacıyla malvarlığından belirli değerleri ona vermesi olarak tarif edilmiştir. (Aydoğdu, Murat/Kahveci Nalan: Türk Borçlar Hukuku Özel İlişkileri, … 2013, s. 344, Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel hükümler, 6. B., … 2002, s. 222).
Her somut olayın özelliklerine göre, bağış iradesi açıkca ortaya konabileceği gibi gizli (örtülü) şekilde de yapılabilir. Bu nedenledir ki, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzesede kazandırmanın salt bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilmez. Devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak nitelendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir.
Yargıtayın ve Dairenin yerleşmiş uygulamalarına göre, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen mallar söz konusu olduğunda; satış gösterilse dahi mal bağış olarak değerlendirilmektedir. Bu tasarrufi işlem, hayatın olağan akışına göre, fiili karine olarak bağış kabul edilmektedir. Bu karinenin aksini, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını iddia eden eş iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kabul edilen bu fiili karine, ispat yükümlülüğü altındaki tarafı değiştirmektedir. Anne yada babadan gelen mala ilişkin tasarrufun bağış değilde gerçek anlamda satış olduğunu iddia eden eş, başta satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları olmak üzere iddiasını güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde; davaya konu taşınmazların geldisi olan 568 parsel sayılı taşınmazın tamamının 12.05.1970 tarihinde tapulama yolu ile davalının babası dava dışı … adına tapuda kaydedildiği, zaman içinde yapılan satışlar sonrası davalının babasının üzerinde 15.09.1982 tarihi itibariyle 6000/10000 hissenin kaldığı, bu hissenin davalının babası tarafından 24.08.1995 tarihinde dava dışı (aynı zamanda davacının erkek kardeşi olan) …..’a, 03.10.1995 tarihinde ise dava dışı ….tarafından davalıya tapuda devredildiği anlaşılmaktadır. Bu devir işlemini Uşak 2. Noterliği 17.08.1995 tarihli vekaletnameye istinaden davalının erkek kardeşi dava dışı … gerçekleştirmiştir. Söz konusu taşınmaz 30.05.2008 tarihinde imar görerek yukarıda numaraları yazılı parsellere ayrılmıştır.
Babasından davalıya bu şekilde yapılan devrin yukarıda açıklanan ilkelerden anlaşılacağı üzere bağış olarak kabulü gerekir. Bu fiili karinenin aksini ispat yükü davacı taraftadır. Davacı taraf her ne kadar 568 parselin davalı tarafından parası ödenerek satın alındığını iddia etmiş ise de satış işleminin gerçek olduğunun dosya kapsamından ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Tasfiyeye konu edilen bu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağa hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin…..den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Namık’a verilmesine, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.