YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10901
KARAR NO : 2020/2957
KARAR TARİHİ : 04.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, mirasbırakandan intikal eden 865 ada 429 parsel sayılı taşınmazda bulunan mağazanın Yücel’e, konut olarak kullanılan yapının ise …’a ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, yapıların mirasbırakan tarafından inşa edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’in 28.10.2007 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacılar Yücel ve Çoşkun, davalı … ile dava dışı kardeşleri …’un kaldığı, çekişme konusu bahçe nitelikli 865 ada 429 parsel sayılı taşınmazda bu kişilerin elbirliği halinde malik oldukları, taşınmazda davaya konu bir adet iki katlı karkas yapı ile zemin + bir katlı yapının bulunduğu, taraflar arasında Adana 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 2014/826 Esas ile görülen ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı tarafça ortaklığın giderilmesi davasında taraf ve taşınmazda paydaş olan davalı dışındaki diğer mirasçıların muhdesatın davacı yanca inşa edildiğinin kabul edildiğine dair dosya içeriğine yansıyan bir bilgi yoktur.
Hal böyle olunca, taşınmazda paydaş olan diğer mirasçıların da davaya dahi edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Ne var ki, davacı …’e ait yapının değeri keşfen 180.504 TL, davacı …’a ait yapının değeri 215.925 TL olarak tespit edilmesine rağmen yargılama dava değeri olarak gösterilen 15.000 TL üzerinden harç ikmali yapılmadan sonuçlandırıldığı gibi nihai kararla birlikte 27.70 TL maktu harç alınarak bakiye harcın davacılara iadesine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, keşfen belirlenen dava değeri üzerinden davacıların taşınmazdaki payları düşüldükten sonra geriye kalan miktardan da harcın ikmali suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik harç ile sonuca gidilmesi de doğru değildir.
3. Kabule göre de, muhdesatın tespiti davalarında,Mahkemece verilen nihai kararda, aidiyetin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine şeklinde karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.