YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11934
KARAR NO : 2019/8158
KARAR TARİHİ : 26.09.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, müvekkili firmanın borçlu şirket ile arasında yapmış olduğu ticaret gereği davalı şirkete bazı ürünler sattığını ve karşılığında 6.000,00 TL bedelli 20/04/2013 keşide tarihli çek aldığını, çekin ödeme gününde karşılığı çıkmadığını, bunun üzerine başlatılan takipte haciz işlemlerine başlandığını, haciz mahallinde 3. kişi olan …’un malların kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, yapılan evrak araştırmasında borçlu firma adına kesilmiş faturaların bulunduğunu, yine marketin girişinde bulunan tabelada “Net Süpermarket” isminin yer aldığını yapılan devrin muvazaalı olduğunu bildirerek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi, davaya cevap vermemiş, duruşmalarda davanın esasına dair beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, haciz yapılan adresin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresi olmadığı, borçlu şirkete haciz yapılan adreste tebligat yapılmadığı, istihkak iddia edenin borçlu şirket ortaklarından olmadığı, haciz sırasında borçlu şirket ortağı ya da yetkilisinin hazır bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu haciz her ne kadar borçluya ödeme emrinin gönderildiği, ancak muhatabın adresten ayrıldığından bahisle tebliğ yapılamayan adreste gerçekleştirilmiş ise de, İİK’nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan 07.05.2013 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre, evrak araştırmasında borçlu Net Süpermarket San. ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş 04.05.2013 ve 01.05.2013 tarihli irsaliye faturalarının bulunduğu, haciz sırasında hazır bulunan çalışanların işyerinin borçlu firmadan 2 ay kadar önce devir alındığını bildirmelerine rağmen, borçlu şirketin ünvanını barındıran irsaliye faturalarının haciz tarihine yakın bir tarihi içerdiği, öte yandan haciz yapılan mahaldeki market girişinde reklam ve isim tabelalarında “Net Süpermarketleri” ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, dosya kapsamına alınan ticaret sicil kaydına göre, borçlu şirket haciz yapılan mahalde faaliyet göstermekteyken, 27.03.2013 tarihinde adres ve ortak değişikliğine gitmiştir. Her ne kadar istihkak davasına konu takibin dayanağı çek 20.04.2013 tarihli ise de, bilindiği üzere çek, uygulamada ileri tarihli keşide edilebilmektedir. Hal böyle olunca, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ile bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, davalı üçüncü kişi, borçlu lehine olan karinenin aksini ispat edememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.