Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1269 E. 2018/17968 K. 25.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1269
KARAR NO : 2018/17968
KARAR TARİHİ : 25.10.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili; müvekkilinin mahcuzları başka bir kişiden aldığını, mahcuzlara ilişkin faturanın defterlerinde kayıtlı olduğunu, borçlunun iş yerinin müsait olması nedeniyle mahcuzları depo sözleşmesi uyarınca borçluya bıraktığını, istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçluya ait olduğu bilinen adreste haciz yapıldığını, davacı tarafın ispat için sunduğu belgelerin istihkak iddiasını ispatlamaya yeterli belgelerden olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının sunduğu fatura ve irsaliyelerin iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamındaki belgelerden, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı işlemler yaptığının anlaşıldığı gerekçesiyle ispatlanamayan istihkak iddiasının reddine , mahcuzlar hakkında takip durmuş olduğundan davalı lehine 3.400,00 TL kötü niyet tazminatına karar verilmiş karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nin 96.maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2- 3. kişi vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nin 97/13. maddesine göre, istihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa, alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın % 20’sinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı kurala bağlanmıştır.
Buradaki tazminat esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının bulunması, bu kararın infaz edilmiş olması, aynı zamanda alacaklının tazminata ilişkin talebinin bulunması gerekir. Somut olayda ise alacaklının cevap dilekçesinde veya duruşma zabıtlarına göre tazminat talebi bulunmadığından yazılı şekilde tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 3. kişi vekilinin tazminat yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasında yer alan “Davacı tarafın 3.400,00- Kötü niyet tazminatının davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.” ibaresinin çıkartılarak, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.