YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12789
KARAR NO : 2019/9647
KARAR TARİHİ : 30.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Asıl ve birleşen dosya da davacı vekili; borçlu ile ilgisi olmayan müvekkiline ait otelde haciz yapılarak davacıya ait menkullerin haczedildiğini, dava açma yükümlülüğünün alacaklıya yüklenmesi gerekirken üçüncü kişiye yüklenmesinin doğru olmadığını, icra işleminin iptalini, mahcuzların iadesini ve istihkak iddialarının kabulünü, kötüniyetli alacaklı aleyhine %15 den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dosya da davalı alacaklı vekili; davacının kötü niyetli niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın sunduğu faturalar ve dip koçanları getirtilerek, bilirkişiden alınan raporlar uyarınca davanın kısmen kabulüne, kabul edilen mahcuz değeri üzerinden üçüncü kişi lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kural olarak istihkak davalarında mülkiyet karinesi kurularak ispat yükü belirlenir ve deliller buna göre değerlendirilir ise de, borçlu ve üçüncü kişi arasında muvazaa olgusunu ortaya koyan delillerin dosyada bulunması halinde artık karineye göre değerlendirme yapılmasına gerek yoktur.
Borçlu ve üçüncü kişinin turizm sektöründe faaliyet gösterdiği, her ne kadar haciz adresi üçüncü kişinin şube adresi olarak 27.6.2011 tarihinde tescil edilmiş ise de, takibin dayanağı faturaların bu adrese ilişkin olarak düzenlenmiş olduğu ve borçlu aleyhine yapılan takipte de aynı adresin ödeme emrinde belirtildiği, üçüncü kişi şirketin hakim ortağı …’un borçlu şirketin %50 ortağı olduğu, 16.09.2005 tarihinde borçlu aleyhine yapılan ilamsız takibe itiraz ederek durmasının ardından, 30.09.2005 tarihinde haciz adresinden ayrıldığı, 22.12.2011 tarihinde … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/135 Esas sayılı itirazın iptali talepli dosyada verilen kısmen kabul kararından sonra takibe devam edilerek hacizlerin yapıldığı, haciz adresinde borçlu şirketin ünvanı yazılı broşürlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı üçüncü kişi vekili dava dilekçesinde borçlu ile aralarında sadece isim ortaklığı olduğunu belirtmesine rağmen borçlunun finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödeyememesi nedeniyle otelin kapanmaması için finansal kiralama şirketi ile yaptıkları sözleşme ile mahcuzları ve finansal kiralama konusu tüm menkulleri aldıkları ve oteli aynı ad altında işletmeye devam ettikleri, aynı zamanda borçlunun 30.09.2005 tarihi itibariyle haciz adresinde kiracılık sıfatının sona ermesi nedeniyle adresten ayrılarak işlerini …’da merkezden devam ettiğini belirtmiş olması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde borçlu ile üçüncü kişinin beraber hareket ettikleri, ayrı ünvanlar altında kurulmuş olsa da aralarında kuvvetli bağ bulunduğu, alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı işlemlerde bulundukları anlaşıldığından, davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 16,70 TL’nin temyiz eden davacı üçüncü kişiden alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 30/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.