YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13004
KARAR NO : 2017/15537
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı … vekili Avukat …. Mihmanlı ve karşı taraftan davacı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
… A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 10280 ada 1 parsel(yeni 2416 ada 1 parsel) sayılı taşınmazı 11.10.2004 tarihinde önceki malik davalı …’dan haricen satın aldığını, taşınmazın danışıklı ve kötü niyetli olarak diğer davalı …’a devredildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline; bu mümkün olmadığı takdirde taşınmaz üzerindeki yapılar ile birlikte güncel değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, harici satım sözleşmesinin geçersiz olduğunu, vekil edeninin tapu sicilindeki tescile dayanarak iyi niyetle taşınmazı satın aldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı … ise 05.10.2015 tarihli beyanında; dava konusu taşınmazı davacıya sattığını, belediyeden kesilen cezaların tahsili karşısında taşınmazın davacıya devredilmesi için yeğenine vekalet verdiğini ancak tarafların anlaşamadığını açıklamıştır.
Mahkemece, şekle uygun düşmeyen akdin borçlarının yerine getirilmesinden sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin MK ‘nun 2. maddesindeki objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı ve davalı …’ın iyi niyetli 3. kişi kabul edilemeyeceği nedeniyle davanın kabulü ile dava konusu 2416 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kararda gösterilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, tapulu taşınmazların satışı resmi şekil koşuluna tabi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince geçersizdir. Satış ilişkisinin davalı … tarafından ikrar edilmiş olması, davayı açık kabulü bulunmadığı sürece sonuç doğurmaz.
Her ne kadar Mahkemece, şekle uygun düşmeyen akdin borçlarının yerine getirilmesinden sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin MK ‘nun 2. maddesindeki objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı belirtilmiş ise de; Yargıtay`ın 10.7.1940 gün ve 2/77 sayılı içtihadı birleştirme kararında da, “-Haricen taşınmaz satılıp da bedeli satana ve taşınmaz da alana teslim ve bu suretle taşınmaz alanın intifaına terkedildiği ve sonradan bunlardan biri ferağdan veya teferruğdan imtina ettiği takdirde muteber olmayan bu satım zımmında her iki tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğu-” ilkesi vurgulanmış ve konusuyla ilgili olarak da (Ancak, alıcı satış bedelinin iadesine kadar taşınmazı işgal edebilir ve bu yüzden kendisinden semereleri tazmin veya ecrimisil istenemez) sonucuna varılmıştır. 26.5.1954 gün ve 8/18 sayılı içtihadı birleştirme kararında da teyiden tekrarlanan 7.10.1953 gün 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilke şöyledir: “-Aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği akdi bir münasebete müsteniden tapuda malik sıfatıyla mükayyet bulunan bir şahıstan sicildeki kaydın namına tashihini isteyen kimsenin Medeni Kanunun 634. maddesine uygun şekilde davalı ile beyinlerinde inikat etmiş muteber bir akde istinat etmesi lazımdır. Böyle bir akdin inikat etmediği davacının beyanından anlaşıldıktan sonra kanunun mevcut olmadığını kabul ettiği bir halin ispatı da artık düşünülemez. Bu gibi hallerde davanın hukuki sebepten mahrum bulunması bakımından reddedilmesi iktiza eder…”. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 30.9.1988 gün 1987/2 E. 1988/2 … sayılı kararı)
O halde somut olayda TMK’nun 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralının uygulanma yeri bulunmamaktadır. Mahkemece, davacı tarafından 11.10.2004 tarihli sözleşmeye dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak, davacı vekili, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde taşınmaz ve üzerindeki yapılar yönünden tazminat talebinde bulunmaktadır. Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda tüm deliller toplandıktan sonra davacı tarafın tazminat isteği konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.