YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13050
KARAR NO : 2020/3209
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, imar uygulaması sonucu davacıların binalarının İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1228 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasına konu… Mah 11176 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığı ileri sürülerek davacıların 11176 ada 7 parsel sayılı taşınmazda hisseleri oranında malik olduklarının tespitine, … adresindeki evin davacı …’e, … adresindeki evin davacılar … ve …’e ait olduğunun tespitini istenmiştir.
Bir kısım davalılar vekili davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini savunmuş, duruşmaya katılan bir kısım davalılar ise taşınmaz üzerinde evlerinin bulunduğunu, bunların davacılarla ilgisinin olmadığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece, muhdesatların tespiti yönünden davanın kabulüne, davacıların payları oranında taşınmaza malik olduklarının tespiti yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı davacılar vekili tarafından vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta birden fazla talep mevcut olup ilki; ortaklığın giderilmesi davasına konu imar uygulaması sonucu oluşturulan taşınmaz üzerinde davacıların payları oranında malik olduklarının tespiti, ikincisi ise taşınmaz üzerindeki bir kısım muhdesatların davacılara ait olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
1. Muhdesatın tespiti talebine dair vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden;
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre; muhdesat tespiti davaları, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tapu maliklerine karşı açılır.
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek nispi vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa’nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olaya gelince, davalılar her ne kadar davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olsalar dahi davayı kabule dair herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, bu duruma göre muhdesat olarak kabul edilen yapı değerleri (zemin değeri hariç) üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken maktu harca hükmedilmesi ve davacılar lehine dava değeri üzerinden tarife gereği hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi ile yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılması,
2. Davacıların 11176 ada 7 parsel sayılı taşınmazda hisseleri oranında malik olduklarının tespiti isteminin reddi ile davacılar aleyhine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi yönünden;
Davacıların talebinin taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında tescili istemine yönelik eda davası olmadığı, taşınmazda paydaş olduklarının tespitine yönelik tespit davası olduğu, davacıların eda davası açabilecekken tespit davası açmalarında hukuki yararlarının mevcut olmadığı, bu talebin reddi halinde davalılar lehine nispi değil maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, talebin eda davası kapsamında tapu iptali ve tescil davası olarak nitelenip nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nİn Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.