Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13274 E. 2019/8413 K. 02.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13274
KARAR NO : 2019/8413
KARAR TARİHİ : 02.10.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili; 25.06.2014 tarihinde mülkiyeti müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini öne sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket yetkilisi duruşmada alınan beyanında, mahcuzların üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlu şirket ile ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca mahcuzlardan gözlük çerçevelerine ilişkin olarak, üçüncü kişinin dayanağı faturaların usulüne uygun tutulan ticari defterlerde kayıtlı olduğu, bu mahcuzlar yönünden istihkak iddiasında bulunulabileceği, fatura ibraz edilmeyen diğer mahcuzlar yönünden ise istihkak iddiasında bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; her ne kadar dava konusu haciz üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinde yapılmış ise de; üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketin faaliyet konularının aynı olduğu, borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisinin … Yıldırım olduğu, İİK’nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan dava konusu 25.06.2014 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz adresine ilk gidildiğinde güvenlik görevlilerince … Bey isimli şahsın on gün kadar önce haciz adresinden ayrıldığının beyan edildiği, haciz esnasında hazır olan üçüncü kişi şirket müdürü … …’ın, … Bey’in borçlu şirketin sahibi olup kendisinin de arkadaşı olduğunu beyan ettiği, öncesinde kapatılarak evrak araştırmasına izin verilmeyen bilgisayarlar üzerinde borçlu şirket adı yazılarak yapılan araştırmada onbeş adet belgeye rastlandığı, bunun haricinde haciz adresinde borçlu şirket tarafından düzenlenen 14.09.2012 tarihli genel dava vekaletnamesi, 19.06.2014 tarihli, üçüncü kişi şirket tarafından yapılan telefon faturası ödemesini gösteririr, altına elle “… Bey’in telefon faturası, … Bey’in bilgisi var, carisine işlenecek ” yazılan banka dekontu, son cirantası borçlu şirket olan 15.06.2014 tarihli çek ve borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ticareti gösterir 31.01.2014 tarihli faturalar bulunduğu, tüm bunlardan ayrı olarak masa üzerinde bulunan ve üçüncü kişi şirket ile dava dışı şirket arasında imzalanan 27.05.2014 tarihli ibranamenin üçüncü kişi şirket adına .. tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, İİK’nin 97. maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişinin delil olarak gösterdiği takip dosyası, ticari defter kayıtları, fatura, cari hesap ekstreleri, ticaret sicil kayıtları mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir, bu belgeler istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın tümden reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 02.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.