Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13299 E. 2019/8828 K. 09.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13299
KARAR NO : 2019/8828
KARAR TARİHİ : 09.10.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, 16.09.2014 tarihli haciz esnasında borçluya ait malların haczedildiğini, davalı üçüncü kişinin borçlunun eşi olup istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı olarak öne sürüldüğünü belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; haciz adresi işyerinin üçüncü kişiye ait olup borçlu ile ilgisinin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 16.09.2014 tarihli haciz esnasında borçlu ya da üçüncü kişinin hazır olmadığı, borçlunun kardeşinin hazirun olarak tutanakta imzası bulunduğu haciz adresindeki vergi levhasının üçüncü kişi adına olduğunun tespiti üzerine alacaklı vekilinin malların borçluya ait olduğunu beyan ettiği,davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiasının bulunmadığı, bilahare 25.11.2014 tarihinde alacaklı vekili tarafından mahcuzların satışının istendiği, 27.11.2014 tarihinde İcra Müdürlüğünce İİK’nin 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafa dava açmak üzere süre verilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
O halde, üçüncü kişi tarafından süresi içinde ileri sürülen geçerli bir istihkak iddiasının bulunmadığı, bu nedenle davacı alacaklının İİK’nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, Mahkemece 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı alacaklı vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.