Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13548 E. 2017/16451 K. 07.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13548
KARAR NO : 2017/16451
KARAR TARİHİ : 07.12.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişiler vekili, haczedilen menkullerin müvekkillerine ait olduğunu, haczin müvekkillerinin işyerinde yapıldığını, müvekkilleri ile borçlu şirketin bir bağı olmadığını ileri sürerek istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacılar ile borçlu arasında organik bağ olduğunu, borçlunun haciz adresinden çok kısa bir süre önce taşındığının tespit edildiğini açıklayarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.03.2014 T. 2012/ 12424 Esas, 2014/ 3467 Karar sayılı ilamı ile; davacı 3.kişi vekilince, takibin dayanağı olan çekteki imzaya itiraz edildiği ve bu nedenle açılan davanın kabul edildiği bildirilmekle; açılan imzaya itiraz davasının borçlu lehine hükme bağlanarak kesinleşmesi halinde takip iptal olunacağından haciz kalkacağı, haczin kalkması halinde ise davanın konusunun kalmayacağı, bu nedenle imzaya itiraz davasının sonucu araştırılarak oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden hüküm kurulduğundan bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, imzaya itiraz davasının borçlu lehine hükme bağlanarak kesinleşmesi üzerine takip iptal olacağından hacizlerin yasal dayanağının kalmadığı gerekçesi ile konusuz kalan istihkak davası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, dava açılmasına sebebiyet veren davalı takip alacaklısının yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Her ne kadar imzaya itiraz sonucu İcra Hukuk Mahkemesi’nce borçlu lehine takibin durdurulması kararı verilmişse de, davalı alacaklının dayanak çekte ciranta konumunda olduğu görülmektedir. Bu sebeple, alacaklı çekteki keşideci imzasının borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Bu sebeplerle davalı alacaklının temyize konu davanın açılmasına sebebiyet vermediği, eş anlatımla davada haklılık değerlendirmesinin davalı alacaklı lehine yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davalı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 3 numaralı maddesinin “Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen karar tarihinde yürürlükte olan maktu 500,00-TL ücreti vekaletin davalı/alacaklı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,” hükümden çıkartılmasına, hüküm fıkrasının 4 numaralı maddesindeki ‘’… yargılama giderinin davalı/alacaklı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine ’’ ibaresinin çıkartılarak yerine ‘’…. yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına’’ eklenmesine,hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.