Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13682 E. 2020/2975 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13682
KARAR NO : 2020/2975
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu … ili, … ilçesi, … köyü sınırları içerisinde kalan 468, 469, 471, 472, 473, 476 ve 856 numaralı parsellerle çevrili yaklaşık 49-50 dönüm miktarındaki arazi ile 434, 435, 436, 473, 474 ve 855 numaralı parsellerle çevrili 17-18 dönüm miktarındaki arazilerin 1970-1971 yılları arasında kadastro harici taşlık olarak tespit gördüğünü, ancak bir bölümünün de hazine adına ham toprak olarak tescil edilmiş olabileceğini, oysa taşınmazların davacı tarafından 20.02.1983 tarihinde … isimli amcasından satın alındığını, taşınmazların davacı tarafından imar ihya edilmek suretiyle tarla vasfını kazandığını belirterek taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davaya konu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kaldı ki davacının zilyetliğinin de mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen davaya konu taşınmazın 1975 ve 1992 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarında boş, doğal görünümde, diğer bir ifade ile tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olarak gözüktüğü ve gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olmadığının açıklandığı, B harfi ile gösterilen alanın ise dava dışı şahıslar adına tescil edilen parsel içerisinde kaldığı, TMK’nin 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17.maddelerinde belirtildiği üzere, C ve D harfleri ile gösterilen davaya konu taşınmazların davacı tarafından imar ve ihya edilmek suretiyle davasız ve aralıksız olarak eklemeli zilyetlik yoluyla 20 yıldan fazla bir süredir malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde bulunduğu ve tamamen tarım arazisi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; fen bilirkişinin 22.06.2015 tarihli rapor ve krokisinde B harfi ile gösterilen bölüme ilişkin davanın usulden reddine, A harfi ile gösterilen bölüme ilişkin davanın reddine, C ve D harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin davanın kabulü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nin 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak tescil harici bırakılan taşınmazlar devletin hüküm ve tasarruf altındaki yerlerden olup imar-ihya edilmeleri ve diğer koşulların gerçekleşmesi halinde zilyetlikle kazanılmaları mümkündür. Kazanma koşullarının varlığı halinde mülkiyet 713/5 maddesine göre geriye doğru olarak iktisap koşullarının gerçekleştiği anda tapuya tescile gerek kalmadan kazanılır. Mahkemece fen bilirkişi raporunda taşınmazın A, C ve D harfi ile gösterilen bölümlerinin taşlık olarak tescil harici bırakıldığı, B harfi ile gösterilen bölümün tapuda kayıtlı olan yerlerden olduğu araştırılmış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğrafından yararlanılmamış, ancak tescil davalarında TMK’nin 713/4. maddesi gereğince zorunlu olan ilan yapılmamış, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/2. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde bulunup bulunmadığı araştırılmamış, yasal hasım olmasına rağmen … Büyükşehir Belediyesi ile … Belediyesi’nin taraf sıfatıyla dava da yer alması sağlanmamıştır.
Bu halde, Mahkemece, davetiye tebliği ile … Büyükşehir Belediyesi ile … Belediye Başkanlıkları’nın davada taraf olarak yer alması sağlanmalı, bildirilmesi halinde delilleri toplanmalı, taşınmaza ilişkin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki eklenerek … Büyükşehir Belediyesi ile … Belediyesi’nden taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı sorularak imar durumu netleştirilmeli ve yasal zorunluluk olan ilan yaptırılarak yasadaki süreler beklenmelidir.
Öte yandan Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince aynı çalışma alanında bir kimsenin belgesizden iktisap edebileceği taşınmaz miktarı sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönümü aşamayacaktır. Hal böyle iken davacı adına belgesizden edinilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığının Tapu Müdürlüğü’nden, tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Kadastro Müdürlüğü’nden ve zilyetliğe dayalı olarak açılan dava bulunup bulunmadığının taşınmazın bulunduğu yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü’nden sorularak varsa tapu ve kadastro tutanakları ile dava dosyalarının getirtilerek limitlerin aşılıp aşılmadığı üzerinde durulması gerekirken bu yönde herhangi bir araştırmanın yapılmamış olması da doğru değildir.
Hal böyle olunca ; yukarıda izah edilen hususlar üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.