Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14271 E. 2019/9470 K. 23.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14271
KARAR NO : 2019/9470
KARAR TARİHİ : 23.10.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, müvekkili tarafından borçlu şirkete çocuk giyim eşyaları satıldığını ve karşılığında takip dayanağı çekin alındığını, üçüncü kişi her ne kadar haciz adresinde 02.03.2015 tarihinde faaliyete başlamış ise de, bu tarihten sonra müvekkili tarafından borçlu şirket adına faturalandırılan malların diğer borçlu … ve eşi tarafından teslim alındığını, 28.08.2015 tarihli haciz esnasında da borçluya ait malların haczedildiğini, istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı olarak öne sürüldüğünü belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haciz adresinin müvekkiline ait işyeri olup borcun doğum tarihinden önce faaliyete başladığını, müvekkilinin alacaklı ve borçlu ile ticari ilişkisinin olmadığını, alacaklı tarafça satılan malların haciz adresinde teslim alınmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; üçüncü kişi ile borçlu arasında herhangi bir bağ belirlenemediği, dava konusu haczin borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinde yapılmadığı, alacaklı tarafça ibraz edilen taşıma irsaliyelerindeki numaralar ile irsaliye faturaları arasında bağlantı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacı alacaklı vekilince borçlu şirket adına kesilen irsaliyeli faturaların kargo şirketi aracılığıyla haciz adresine teslim edildiği iddia edilmekle, ilgili belgelerin kargo şirketinden temin edildikten sonra,davacı alacaklı, davalı üçüncü kişi ile borçlu şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak,taraflar arasında iddia edildiği şekli ile mal alış verişi olup olmadığı, alacaklı tarafça delil olarak dayanılan irsaliyeli faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacı alacaklı tarafça borçlu şirket adına haciz adresine teslim edilen mal olup olmadığı saptanarak, dosyadaki mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.