YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14940
KARAR NO : 2017/15629
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmişse de; temyiz süresi içerisinde yapılmadığından mahkemece ek karar ile temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Ek karar hükmünün davalılardan … ve … vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar …, …,…, …, …, …, …, …, … vekili; vekil edenleri ile davalıların murisleri arasında 29.07.1996 tarih ve 09796 yevmiyeli … 4. Noterliğinde yapılmış miras taksim sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre dava konusu 18 sıra 11 sayfa 140 ciltte kayıtlı 12/14 payının davacılara verildiğini davalıların taşınmazda herhangi bir hakları bulunmadığını, miras taksim sözleşmesine göre tüm mirasçıların kendilerine kalan taşınmazları kullandıklarını, kadastro uygulamasında tapu kaydı kapsamında kalan taşınmaza 128 ada 7 parsel numarası verildiğini, açıklayarak taşınmazın tapu kaydının 12/14 payının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar … ve … vekili; Taksim sözleşmesinin kadastro tespitinden önce yapıldığını, kadastro yapıldığı esnada sözleşmenin ilgililere verilmediğini, sözleşmeyi yapanların davalılar değil murisleri olduğunu, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını bu nedenle reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … …; duruşmaya katılmakla davaya muvafakat verdiğini, dava konusu yerde kendi hissesinin de bulunduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; ilk kararda, kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.04.2014 tarih, 2013/7815 Esas ve 2014/6259 Karar sayılı ilamıyla “kadastro tespitinin 30.11.1995 tarihinde yapıldığı, 14.11.1996 tarihinde de kesinleştiği, miras taksim sözleşmesinin ise, 29.07.1996 tarihli olduğu, o halde talebin kadastro tespiti sonrası ve fakat kesinleşme öncesi sebebe dayandığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin somut olaya uygulanma olanağı bulunmadığı” gerekçesiyle yerel mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkemece; bozmaya uyulmuş olup “dava konusu taşınmazın … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/54 Esas sayılı dosyasında …Dağdevren mirasçılarının başvurusu üzerine senetsizden tescil koşulları oluştuğundan gerekçede ve hüküm kısmında 23 nolu bölümde gösterilen … mirasçıları adına tesciline karar verilen taşınmaz olduğu, karara ekli krokide 23 nolu taşınmaz olarak gösterilen taşınmazın sınırları, yüzölçümü ve mevki olarak taşınmaza uygunluk gösterdiği, mahkeme kararı ile tesciline karar verilen taşınmazın tapuya tescil edilmiş olmasına rağmen kadastro tespiti sırasında muhtemelen kararın ibraz edilmemiş olması nedeniyle senetsizden vergi kaydına göre tescil yapıldığı, davacıların dayanağı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu ve söz konusu taşınmazın mirasçıları arasında yapılan miras taksim sözleşmesinin 19. maddesine istinaden davacılara kaldığı, taşınmazın zaten davacı … tarafından tarla olarak kullanıldığı anlaşılmakla davacıların davasının kabulüne” şeklinde karar verilmesi üzerine hüküm, davalılardan … ve Vilan Dağdeviren vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 15.06.2016 tarihli ek karar ile temyiz başvurusu süresinde olmadığından, temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davalılar vekili bu ek kararı da temyiz etmiştir.
Tebliğ mazbatası; tebliğin ne zaman, nerede ve kime yapıldığını ispatlayan belgedir. Tebligat Kanunu 11. maddesi vekile yapılacak tebligatı düzenlemiş olup, vekil olmadığı takdirde daimi çalışanına tebligat yapılmaktadır. Buna ek olarak Tebligat Tüzüğü 28. madde gereği tebliğ memurunun tebligatta mutlaka tevziat saatlerini ve kişinin nerede olduğunu tebliğ mazbatasına yazması gerekmektedir. Tebliğ memurunun Tebligat Yönetmeliği’nin 36. maddesi gereği ise kimlik araştırması yapması, buna göre muhatabın veya kanun ve yönetmeliğe göre muhatap adına tebliğ yapılacak kişilerin kimlikleri ile şartları taşıyıp taşımadıklarını incelemesi gerekmektedir.
Somut olayda; davalılar Özgür ve … vekiline karar 26.05.2016 tarihinde aynı adreste daimi çalışanı Sabri Süren imzasına tebliğ edilmiş olup, tebligat mazbatasına tevziat saatleri ve avukatın nerede olduğu yazılmamıştır. Ayrıca davalılar vekili tarafından dosyaya çalışanına ait SGK çıktısı eklenmekle tebligat yapılan kişinin komşusu olduğu belirtilmiştir. Temyiz dilekçesi ise 13.06.2016 tarihinde verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekiline yapılan karar tebliği usulüne uygun olmadığından temyiz talebi süresinde kabul edilmekle mahkemenin temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle reddine dair 15.06.2016 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
Davalılar vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince ;
Dava; miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1) TMK’nun 640/2. maddesine göre “mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” İştirak halinde mülkiyet diğer bir deyişle elbirliği mülkiyetin esasında, iştirak halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmalarıdır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır (TMK. md. 640/1). Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. mahkemece, muris tarafından açılan davanın görülebilmesi mirasçılarının davaya katılmasının sağlanması veya TMK.nun 640/3. maddesi gereğince terekeye temsilci tayin ettirilmesi ile mümkündür. Mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermez ise bu durumda terekeye bir temsilci tayin ettirilmesi gerekir (TMK.640/3). Terekeye atanan temsilci, davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlerinin alınmasına gerek yoktur.
Somut olayda davacılardan …; karar tarihi olan 12.04.2016’dan önce vefat etmiş olup, 07.10.2015 tarihinde… Noterliğinden alınan mirasçılık belgesi gereğince mirasçılarının …, …, … ve … olduğu tespit edilmekle mahkemece mirasçılık belgesinde adı geçen …’a usulüne uygun hiç tebligat yapılmamış ve tebligat yapılmış olan mirasçıların ise muvafakatleri alınmamış olması doğru görülmemiştir. Bu halde Mahkemece yapılması gereken iş; … mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılması ve muvafakatlerinin alınması, mirasçılar davaya katılmadığı veya muvafakat da vermediği takdirde ise terekeye bir temsilci tayin ettirilmesi gerekmektedir.
2) Dava konusu 128 ada 7 parsel sayılı taşınmaz, 30.11.1995 tarihindeki kadastro çalışmasında herhangi bir tapu kaydına dayanmaksızın 1937 tarih, 381 tahrir nolu vergi kaydına istinaden …kızı … … ve arkadaşları adına paylı mülkiyet şeklinde tespit ve tescil edilmiştir. Ne var ki dayanak 29.07.1996 gün 9796 yevmiye nolu … 4. Noterliğinde düzenlenen miras taksim sözleşmesine konu taşınmaz ise 20.03.1996 gün 18 sıra 11 sayfa 140 cilt sayılı tapulu taşınmazdır. Taksim sözleşmesine konu yapılan tarih ve sayısı bildirilen tapu… Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.1993 gün, 1988/54 Esas ve 1993/65 Karar sayılı tescil ilamı sonucu oluşmuş ve tapu siciline tescil edilmiştir. Taksim sözleşmesine konu 20.03.1996 gün 18 sıra 11 sayfa 140 cilt nolu tapu kaydının dava konusu 128 ada 7 parsele kadastro sırasında revizyon görmediğine göre, ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirilmeli, yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde yapılacak keşifte 20.03.1996 gün 18 sıra 11 sayfa 140 cilt nolu tapunun dava konusu 128 ada 7 parsel sayılı taşınmazı kapsayıp kapsamadığını, başka bir anlatımla noterde düzenlenen taksim sözleşmesine konu taşınmazın dava konusu taşınmaz olup olmadığı ayrıntılı olarak araştırılarak duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.