Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/15107 E. 2020/3210 K. 10.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15107
KARAR NO : 2020/3210
KARAR TARİHİ : 10.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, topraksız çiftçiyi topraklandırmak amacıyla 1964 yılında … İli … İlçesi … Köyünde 19 nolu Toprak Komisyonunun çalışmalara başladığını, 492 sayılı Köy İşleri Bakanlığı Toprak ve İskan İşleri Genel Müdürlüğünün raporuna göre; komisyonun bir kısım araziyi toprak sahiplerine terk etmediğini, 20 seneden fazla zilyetliği bulunan şagillere devri gerekirken Hazine adına tespit ve tescil ettiğini, bir kısmını mera olarak tespit ettiğini, mera olarak tespit edilen yerleri muhtaç çiftçiye dağıtmadığını, hatalı çalışmalar nedeniyle komisyon çalışmalarının durdurulduğunu, ancak Hazine adına tescil edilen yerlerin hak sahiplerine dağıtılmadığını, daha sonra 1971 yılında 66 nolu Komisyonun çalışmalarına başladığını, genelge ile bu çalışmanın da durdurulduğunu, tamamlanmayan toprak tevzi çalışmaları sırasında 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 nolu parsellerin Hazine adına tespit gördüğünü, yanlış ve hatalı olarak yapılan ve sonrasında da bundan dolayı çalışmaları iptal edilen 19 nolu Toprak Komisyonu sonrasında hataların düzeltilmesi için oluşturulan 66 nolu Toprak Komisyonunun belirttiğine göre, 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 numaralı parsellerin, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 42 ve 32. maddeleri uyarınca toprak sahiplerine terkedilmesi gerekirken Hazine adına tespit edildiğinin belirtildiğini, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 numaralı parsellerin, öncesinde de babasının çok uzun süredir zilyetliğinde olup, sonrasında da davacının zilyetliğinde malik sıfatıyla bulundurduğunu, 59 parsel sayılı taşınmazı ise harici satım sözleşmesi ile satın aldığı ve taşınmaza malik sıfatı zilyet olduğu, taşınmazların tarım arazisi vasfında ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığını, Hazine adına tescil gören yerlerin tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 sayılı parsellerin Hazine adına kayıtlı tapularının iptali ile davacı Serayum oğlu Ömer Değer adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm; davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; toprak tevzi çalışmalarına ilişkin işlemlerin eksik ve hatalı yapılması sonucunda Hazine adına tescil edilen tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebine ilişkindir.
1.Davacı …’in murisi …’in veraset ilamı dosya içerisinde bulunmamaktadır. Davacı murisinin veraset ilamı dosya içerisine alınarak murisin davacıdan başka mirasçı ya da mirasçılarının olduğunun tespit edilmesinden sonra şu hususlar düşünülmelidir: Murisin ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK’nin 701 ve 702. maddelerine göre davacının tek başına bu davayı açması düşünülemez. Öncelikle davacıya murisinden satış, bağış, taksim vs şeklinde intikal olup olmadığının üzerinde durulması ve taşınmazın uyuşmazlık konusu payının davacıya murisinden kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir. Bu şekilde muristen kaldığı ve uyuşmazlık konusu taşınmazın sadece davacı tarafa ait olduğu tespit edilirse (2) nolu bentte yazılı araştırma ve incelemenin yapılması, eğer muristen tüm mirasçılara kaldığı anlaşılır ve satış, bağış, taksim gibi bir olgu sonucu davacıya tek başına kalmadığı belirlenirse, TMK’nin 701, 702 maddeleri uyarınca böyle bir dava dinlenemeyeceğinden, TMK’nin 640. maddesi gereğince de diğer mirasçılar bu suretle açılmış bir davaya dahil edilemeyeceğinden aktif dava yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aktif dava ehliyeti kesin olarak belirlenmeden davaya devamla hükmün esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu parseller bölgede Temmuz 1964 tarihinde mülga 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na göre 19 nolu Komisyon tarafından yapılan çalışmada Hazine adına tescil edilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tapuya tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dosya içeriğine göre; 4753 sayılı Yasa’ya göre kurulan 19 nolu Toprak Komisyonu tarafından taşınmazların başında Temmuz 1964 yılında yapılan çalışmada belirtme tutanakları düzenlenerek belirtme numarası verilen her bir taşınmaza revizyon gören vergi kayıtları belirtilerek işgalcileri, komisyon çalışması kapsamında kalan belirtme numarası verilen taşınmazların bir kısmının firari ve mütegayyip eşhasdan, bir kısmının ise Hazine’ye ait taşınmazlar ile meradan elde edildiği belirtilmek suretiyle menşei açıklanmıştır. Komisyonca oluşturulan belirtme tutanağından sonra komisyon tarafından yeni parsel numaraları verilmek suretiyle tablendikatif oluşturulmuş ve buna göre dağıtım yapılmıştır.
Mahkemece, dava konusu yapılan ve toprak komisyonunca parsel numarası verilen 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 parsele ait belirtmelik tutanağı getirtilmiş olup bu parselin Hazine adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Ne var ki; komşu parsellere ait tutanak ve dayanak belgelerden yararlanılarak dava konusu taşınmazlar ne nitelikte ve kim olarak okuduğu hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Buna göre; Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 parsellere ait ilk tesisinden itibaren tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğünden istenmesi ve yine bu parsellere ait belirtmelik tutanağı yanında, getirilmiş veya getirilecek komşu parsellere ait kayıt ve dayanak belgelerin, yeniden uzman bilirkişiler, mahalli bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla dava konusu parselin bulunduğu yerde uygulanacak şekilde keşif yapılması, tablendikatif listesinde 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 parsel numarasıyla gösterilen dava konusu parsellerin onaylı ve okunaklı suretleri getirtilecek olan belirtme tutanağındaki karşılık parsel numarasının fen bilirkişisince belirlenmesi, oluşturulacak krokide gösterilmesi, bu şekilde duraksamaya yer vermeksizin tespitinden sonra belirtme tutanağına göre 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 parsellerin belirtme tutanağındaki niteliğinin, menşeinin varsa uygulanan kayıtların belirlenmesine çalışılması dosya arasına getirilecek olan diğer belirtme tutanaklarına göre bu mevkideki taşınmazların bir kısmının meradan veya mütegayyip eşhasdan kaldığının anlaşılması durumunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bu durumun sorulup belirlenmesi, belirtme tutanağındaki ya da toprak tevzi paftasındaki komşu parsellere ilişkin revizyon gören kayıtların getirtilerek zemine uygulanması, dava konusu 59, 60, 296 (ifraz ile 513 ve 514 parsel) ve 304 parsellerin ne nitelikte ve kim olarak gösterildiğinin belirlenmesi, dava konusu taşınmazların toprak tevzi komisyonunca yapılan belirtme çalışması sırasında belirtme tutanağındaki hangi parsele isabet ettiği, bundan ayrı dava konusu taşınmaza belirtme tutanağı sırasında uygulanan vergi kaydı ya da eski tarihli tapu kaydının bulunması halinde söz konusu kayıtların da getirtilerek yerel ve teknik bilirkişilerle zemine uygulatılması, yine yerel bilirkişi ve tanıklardan belirtme tarihi olan 07.07.1964 tarihinden geriye doğru en az 20 yıla ulaşan zilyetlik süresinin doldurulup doldurulmadığının sorulup belirlenmesi, bu nedenle 1964 yılından geriye 20 yıl öncesini bilebilecek yaşta olan yerel bilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK’nin 243., 244 ve 245. maddeleri uyarınca keşif yerine davetiye ile çağrılmaları ve taşınmaz başında dinlenilmelerinin sağlanması, dava konusu taşınmazın ve komşu parsellerin ifraz ya da parsel değişikliği vs gibi herhangi bir işleme tabi olup olmadığının İl Özel İdaresinden, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ya da ilgili yerlerden sorulması, tüm bu eksiklikler giderildikten sonra toplanmış ve toplanacak deliller göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.