YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15757
KARAR NO : 2019/9471
KARAR TARİHİ : 23.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 06.02.2015 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait malların haczedildiğini öne sürerek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğu, haciz adresinde birlikte faaliyet gösterdikleri, bu durumda mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, üçüncü kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı üçüncü kişi vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.İstihkak davalarında, geçerli bir haczin varlığı davanın ön koşullarından biridir. Haczin mevcut olup olmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz dilekçesi içeriği ve UYAP kayıtlarına göre; … 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/83 Esas, 2015/1180 Karar sayılı ilamı ile borçlunun takibe dayanak çekteki imzaya itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, anılan ilamın taraflarca temyiz edilmeyerek 22.12.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, borçlunun dayanak çekteki imzaya itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına ilişkin verilen kararın kesinleşmesiyle, takip iptal olmuş, dosyadaki hacizler de kalkmıştır.
Bu sebeple, Mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.