YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16323
KARAR NO : 2020/3163
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma talebinin değerden ve pul yokluğundan reddine karar verilmiş olmakla Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu (eski) 1170 parsel sayılı taşınmazın 200 m2’sinin 2005 yılında davalıdan haricen satın alınarak üzerine iki adet dükkan yapıldığını, o tarihten bu yana taşınmazın vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini, yapılan imar çalışması ile taşınmazın 308 ada 7 parsel numarasını aldığını açıklayarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde iki adet dükkanın rayiç bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile “..308 ada 7 numaralı parseldeki davalı …(… oğlu 1973 d.lu) adına kayıtlı hissenin davalı adına olan kaydının iptali ile davacı …(… oğlu 1968 d.lu) adına tapuya kayıt ve tesciline, arsa bedeli olan 100.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 04.05.2015 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,” karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, dava, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde muhdesat bedelinin tazminine yönelik bedel isteğine yöneliktir.
Bilindiği gibi; konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (malvarlığı, mamelek hakkı) olan (yani, konusu belli bir değerle ilgili bulunan) davalarda karar ve ilam harcı nispidir. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açarken davacıdan peşin olarak alınır. Peşin olarak ödenecek olan bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Ayrıca, harç ikmal edilmemesinin yasal sonuçları da 492 sayılı Yasa’nın 30 ve 32. maddesinde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.
Harçlar Yasası’nın 30 ve 32. madde hükümleri gereğince, harca tabi bir davada harç tamamlatılmadan davanın esasına girilemez, ancak bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa süre verilmelidir. Mahkemece davacıya harcı tamamlatması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise Harçlar Yasası’nın 30. maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK mad. 150), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, 3.000,00 TL üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, keşfen dava konusu taşınmazın değeri tespit edilmesine rağmen harç ikmal edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu 308 ada 17 parseldeki (davalı hissesi) ile ilgili olarak keşfen saptanmış ve/veya saptanacak dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca bilindiği üzere; taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Oysa somut olayda; davacı tarafından, dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talebin kabul görmemesi halinde ise iki adet dükkanın rayiç bedelinin tahsilini talep etmiş olup mahkemece, bu talep aşılmak suretiyle hem iptal ve tescil hem de tahsil hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Yine (dava dosyasında) “ Hazine” taraf olmamasına rağmen hükmün 3. fıkrasında davalı olarak gösterilmiş ve hakkında “Peşin alınan 27,70 TL. nispi harcın mahsubu ile bakiye 43,11 TL. nispi harcın davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bakiye harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,” şeklinde karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.