YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17698
KARAR NO : 2017/1231
KARAR TARİHİ : 07.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili, icra takibine dayanak yapılan İskenderun 1. Aile Mahkemesi’nin 2016/122 Esas , 2016/229 Karar sayılı ilamın boşanmanın feri niteliğinde olan maddi tazminat talebinden ibaret olduğunu, söz konusu ilamın kesinleşmeden icra takibine konulamayacağını iddia ederek, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dayanak ilamdaki boşanma hükmünün Y.2.HD.nin 9/12/2015 tarihli kararı ile onanmakla kesinleştiği, şikayet konusu icra takibinin ise 19/4/2016 tarihinde açıldığı boşanma hükmünün kesinleşmiş bulunması karşısında ferisi niteliğindeki maddi tazminata ilişkin mahkeme hükmünün icraya konulması için istikrar kazanmış Yargıtay içtihatları uyarınca kesinleşmesi gerekmediği, her ne kadar bahsi geçen mahkeme ilamında maddi tazminata “hükmün kesinleşmesinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine”şeklinde hükmedilmiş ise de Y.HGK.nun 2008/12-656 E.638 K.sayı ve 22/10/2008 tarihli içtihadında da öngörüldüğü üzere “dayanak mahkeme kararında tazminatın kararın kesinleşmesinden sonra tahsili yolunda hüküm bulunması halinde dahi “boşanma hükmünün kesinleşmiş olması koşuluyla tazminat yönünden kararın kesinleşmesine gerek olmaksızın takibe konulması mümkün olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 443/4.(HMK’nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının “eklentisi” olan (yoksulluk) ve (iştirak) nafakası da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.
Ancak, ilamın hüküm kısmının aynen infazı zorunlu olup, dar yetkili icra mahkemesi yorum yoluyla hükmü değiştiremez. (HGK.nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar)
.//..
Somut olayda; icra takibinin dayanağı ilam, boşanma ilamının fer’isi olan maddi tazminata ilişkin olup, boşanma hükmü Yargıtayda onandığından kesinleşmiş ise de bu durumdan daha sonra bozmaya uyularak verilen hüküm, ” davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne 20000 TL maddi tazminatın hükmün kesinleşme tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” şeklinde oluşturulmuştur.
Bu durumda yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında tazminat hükmü kesinleşmeden takibe konulamayacağı düşünülerek şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 07.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.