Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/18042 E. 2020/2958 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18042
KARAR NO : 2020/2958
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların mirasbırakanı … adına kayıtlı bulunan 202 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 1970’li yıllarda ölen eşi tarafından davalılar murisinden haricen satın alındığını, eşinin ölümüne kadar birlikte sonrasında da kendisi tarafından kullanıldığını, eklemeli zilyetliğinin 40 yılı aştığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tapulu taşınmazlarda resmi şekil şartına uyulmadan kazanım olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu, zeytinlik niteliğindeki 202 ada 8 parsel sayılı taşınmazın … … adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/618 Esas ve 2011/65 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının … olarak tashihine karar verildiği, kararın 04.03.2011 tarihinde kesinleştiği, …’in 01.05.1966 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davalılar …, nin kaldığı, davacının eşi …’nin de 17.05.2007 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı … ile dava dışı … mirasçılarının taşınmazın annelerinin kullanımında olduğunu beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK’nin 713. maddesinin 1.fıkrasında; ” tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; ” aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK’nin 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan ”… ölmüş…” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda, davalılar mirasbırakanı …’nin 01.05.1966 tarihinde öldüğü, taşınmazın halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğu sabittir.
Her ne kadar, tapulu taşınmazlarda harici satım geçersizse de davacının TMK’nin 713/2 maddesi uyarınca “ölüm” nedenine dayandığı yukarıda yazılı ilkeler uyarınca 20 yılı aşkın süredir taşınmazın eklemeli olarak zilyedinde olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi