YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19858
KARAR NO : 2020/3196
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 121 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki betonarme evlerin vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, muhdesatın vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, …’ da oturduğunu, davacı ile arasının açık olması nedeniyle görüşmediklerini, dava konusu parselde kaç tane ev olduğunu bilmediğini, daha öncesinde taşınmaz üzerinden babadan kalma bir ev bulunduğunu, sonradan taşınmaz üzerine ev yapılmış ise kendisine sorulmadan yapıldığını beyan etmiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, 121 ada 4 parsel üzerindeki üç katlı betonarme evin davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine, Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 34.201,87 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL harç ile 8.574,00 TL tamamlama harcının mahsubu sonucu bakiye 25.602,67 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, yargılama giderlerinin gerekçede açıklanan nedenlerle hakkaniyet gereği davacı üzerinde bırakılmasına, aynı sebeple kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, yargılama giderlerine hasren davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar, taraflar arasında halen derdest olan Vakfıkebir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/667 Esasında görülen ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, ortaklığın giderilmesi davasında dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesat konusunda paydaşların açık beyanlarının alınmadığı, mevcut durum itibariyle hakkaniyet gereği davalı paydaşların açık beyanları alınmadığından aleyhlerine açılan davaya sebebiyet vermedikleri gerekçesi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki;
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa’nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olaya gelince, her ne kadar Mahkeme tarafından ortaklığın giderilmesi davasında davacıların muhdesata yönelik olarak beyanlarının alınmadığı tespit altına alınmış ise de, eldeki davada davalıların yargılamanın ilk duruşmasına kadar davacının talep sonucunun kabulüne yönelik herhangi bir beyanları olmamıştır. Bu durumda, kanunun aradığı iki koşul bir arada gerçekleşmediğinden davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekir.
Muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların, taşınmazın paylı mülkiyete tabi olması durumunda tapudaki hisseleri, elbirliği mülkiyetinde ise veraset ilamındaki payları gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekir.
Hal böyle olunca, hüküm altına alınan harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin az yukarıda açıklanan dava değeri esas alınarak hesaplanması ve hesaplanan bu miktarlardan da davalıların tapudaki hisseleri ile veraset ilamındaki pay oranları gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekirken yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.