YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20127
KARAR NO : 2020/3017
KARAR TARİHİ : 04.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulü ile 1030 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki binanın zemin kat 4 no’lu dairesinin …; 1. kat 6 no’lu dairesinin …; 2. kat 8 no’lu dairesinin …; 3. kat 10 no’lu dairesinin …; 4. kat 12 no’lu dairesinin …’e ait olduklarının tespitine karar verilmiş olup, hüküm davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 7 parsel sayılı ve arsa nitelikli ancak üzerinde fiilen daire bulunan taşınmazda davalı ile 1/7′ şer oranda paydaş olduklarını ancak davalının sadece arsada paydaş olduğunu, binadaki 5 dairenin her birinin davacılara ait olduğunu belirterek, muhdesatın aidiyeti talebinde bulunmuşlardır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115)
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Davaya konu taşınmaz hakkında Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2012/136 Esas numarasıyla görülen ortaklığın giderilmesi davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar 11.09.2015 tarihinde kesinleşmiş olup derdest izale-i şüyu davası bulunmadığından davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine (HMK mad. 115) karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.