YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20528
KARAR NO : 2020/3165
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava konusu 316 ada 48 parsel ile 287 ada 26 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olduklarını, taşınmazlar hakkında Ardahan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/457 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, 316 ada 48 parsel üzerindeki üç katlı binayı davacının kendisinin yaptırmış olduğunu, binanın tarafların miras bırakanı … Dede rızası ile inşaa edildiğini, 287 ada 26 parsel üzerindeki dükkanın ise davacı tarafından işletildiğini ve tüm tadilat masraflarının vekil edeni tarafından karşılandığını belirterek taşınmazlar üzerindeki muhdesatların davacıya aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların muris … Dede’nin sağlığında ve onun tarafından yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine ve 316 ada 48 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile fen bilirkişisi İbrahim Kaya’nın 19.01.2016 tarihli kroki ve raporunda sarı renkli alan ile gösterilen sözkonusu muhdesattın davacı tarafından yapıldığının tespitine, 287 ada 26 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti istemlidir.
Somut olayda, tapu kaydına göre, dava konusu 316 ada 48 parsel sayılı taşınmaz davacı ve davalıların miras bırakanı … Dede adına kayıtlı bulunmaktadır. Dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları dikkate alındığında, mahalli bilirkişi … “.. benim dava konusu binaya ilişkin hiçbir bilgim yoktur. Tek bildiğim bu binanın 2000 li yıllarda yapıldığıdır..”, mahalli bilirkişi … “..dava konusu taşınmaza ilişkin hiçbir bilgim yoktur. Binanın kim tarafından ne zaman yapıldığını tadilat yapılıp yapılmadığını bilmiyorum…”, mahalli bilirkişi Alim Yeşilyurt “ ..dava konusu bu binanın 2000’li yıllardan sonra … tarafından yapıldığını bilirim. Temelini … atmıştır. Masraflarınıda … Dedenin karşıladığını biliyorum. Ancak … Dedenin veya başka birinin herhangi bir maddi katkısı olup olmadığını bilmiyorum. … dede sağlığında iken oğlu …’nin yanında kalıyordu. Bina yapıldığında … dede sağdı..”, davacı tanığı … “..dava konusu 316 ada 48 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın temeli davacı … ve … Dede tarafından 2000-2001 yılı aralarında atılmıştır. Masrafların kim tarafından karşılandığını tam olarak bilmiyorum…” ve davacı tanığı … “…dava konusu 316 ada 48 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın temeli davacı … tarafından 2000-2001 yılı aralarında atılmıştır. Masrafların kim tarafından karşılandığını tam olarak bilmiyorum. dükkanın içerisinde bulunan odayı ise bir kaç ay önce davacı … Dedenin oğlu … yapmıştır. Masraflarını ise kimin karşıladığını bilmiyorum, oda yapılırken … Dede ölmüştü ancak bina yapılırken … dede ile … birlikti, binayı birlikte iken yapıldı. Garaj ise 2003-2004 yıllarında davacı tarafından yapılmıştır. Masrafları … tarafından karşılanmıştır. Masraflar ise ne şekilde kim tarafından karşılandı bilmiyorum…”şeklinde beyanda bulunmuştur.
Görüldüğü üzere beyanlardan, binanın murisin sağlığında inşaa edildiği sabit olup; tüm inşaat bedelinin bizatihi davacı tarafından (diğer mirasçıların veya murisin hiçbir katkısı olmadan) karşılanması suretiyle, (binanın tamamının) kendi nam ve hesabına yapılıp meydana getirildiği tereddüde mahal bırakılamayacak şekilde kanıtlanamamıştır. Yapım işleri ile bizzat ilgilenmek veya bir takım iyileştirme niteliğindeki işlerin yapılması muhdesatın tespiti için yeterli değildir. Şartların varlığı halinde iyileştirme niteliğindeki bu işlerin bedelleri ise sebepsiz zenginleşme niteliğindeki eda davasına konu edilebilirler. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.