Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/20749 E. 2020/3166 K. 09.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20749
KARAR NO : 2020/3166
KARAR TARİHİ : 09.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, belediyelerine bağlı … Mahallesi tarafından mezarlık olarak kullanılan dava konusu taşınmaza, davalı … tarafından su deposu inşa edilmeye başlandığını ve umumi mezarlıklara bu tür yapıların inşaa edilemeyeceğini belirterek, müdahalenin önlenmesi ile yapının kal’ine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin Yolkonak Belediyesi imar sınırları içinde kaldığını ve ilgili alanın mezarlık alanı olarak geçmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu yerin (kadastro çalışmalarında “Selamet Tepesi” olarak adlandırılan) kesinleşmiş kadastro paftasında davalı belde belediye kadastro çalışma alanı ile idari sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir.
Tüm bu açıklamalar karşısında, Mahkemece, dava konusu yerin davalı belde belediyesi idari sınırları içinde kalması nedeniyle davacının aktif dava ehliyeti olmadığından bahisle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de; ret hükmü sonucu itibarı ile doğru olduğundan HUMK’un 438/son maddesi uyarınca ret hükmünün yukarıda açıklanan şekilde gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.