YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21176
KARAR NO : 2019/8045
KARAR TARİHİ : 25.09.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; 13.11.2014 tarihinde borçlulara ait malların haczedildiğini, öne sürerek üçüncü kişi tarafından öne sürülen kötü niyetli ve haksız istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili; mahcuzların müşterilerine ait olup işlenmesi için müvekkili şirkete bırakılan fason mallar olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketler arasında organik bağ olduğu, haciz tarihinden kısa bir süre önce adres değişikliği yaptıkları, bu kapsamda istihkak iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın 3. kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi veya İİK’nin 96/1 maddesi uyarınca borçlu tarafından üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulmasıdır.
Dava şartları ise dava açıldığı andan hükmün verildiği ana kadar var olmalıdır. Dava açıldığı zaman var olan bir dava şartı sonradan ortadan kalkarsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
Somut olaya gelince; dava konusu 13.11.2014 tarihli haciz esnasında hazır olan üçüncü kişi vekilinin eldeki davaya konu olan ve boyahane kısmında haczedilen malların müşterilerine ait olduğunu beyan ettiği, 17.11.2014 tarihinde ise üçüncü kişi şirketin diğer bir vekilinin takip dosyasına sunduğu dilekçesi ile kumaş niteliğindeki malların müvekkili şirkete ait olduğunu beyan ettiği, aynı vekilin cevap dilekçesinde ise mahcuzların müşterilerine ait olup, işlenmesi için müvekkili şirkete bırakılan fason mallar olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece, dava açıldığı tarihte İİK’nin 96/1. maddesi uyarınca üçüncü kişi şirket tarafından öne sürülmüş geçerli bir istihkak iddiası bulunmakla birlikte, yargılama sırasında davalı üçüncü kişi vekilinin mahcuzların müvekkili şirkete ait olmadığı beyanı karşısında başlangıçta var olan geçerli istihkak iddiasına ilişkin dava şartının davanın devamı esnasında ortadan kalktığı nazara alınarak, dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
25.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.