YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22057
KARAR NO : 2020/2739
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Olmazsa Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, muris babası …’ın 1961 yılında öldüğünü, …, … ve … ile muris babasından intikal eden taşınmazlara ilişkin 1992 yılında sözleşme yaptıklarını ve adı geçen üç kişinin hisselerini satın aldığını bedelini 1992 yılında ödediğini belirterek 1236, 1237, 1357, 1683, 1122 ve 2038 parsel sayılı taşınmazların davalılara intikali gereken hisseleri oranında hissesini satın aldığı mirasçılara geçecek payın vekil edeni adına tescilini talep etmiş (DSİ tarafından kamulaştırılan iki taşınmaza ilişkin tapu iptali tescil değil, hisselerini satın aldığı mirasçılara düşen kamulaştırma bedelinin tahsili talebinde bulunmuştur), bu talepleri kabul edilmez ise bahsi geçen taşınmazların bedelinin tespit edilerek davalılar tarafından bedelin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında belirtilen taşınmazların keşifte bir kısmına ilişkin feragatte bulunmuşlardır.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar cevap dilekçesi vermemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların tamamının 1992 yılında tapulu olduğu, dayanak sözleşmenin resmi şekle uyulmadan yapıldığı ve bu sebeple geçersiz olduğu davacıya herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden tapu iptali tescil talebi reddedilmiş ve terditli talebe ilişkin olarak da dayanak sözleşme kapsamında bir bedel ödendiği ispatlanabilse idi sebepsiz zenginleşme hükümleri dahilinde bir ödeme yapılıp yapılmayacağı tartışılabilecek iken, sözleşmede dahi paranın gelecek bir tarihte ödeneceği yönünde anlaşmaya varıldığı, paranın ödendiğine dair bir emare bulunmadığı gerekçesiyle dava tümden reddedilmiş olup; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil olmazsa alacak istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin bedele yönelik temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden özellikle davacının dayandığı davacı …’ın alıcı, davalıların murisi … …, … … ve …’in satıcı olduğu dayanak sözleşme “…babamızdan kalan 35 çiftçi dönümü tarlamızın 1/4 … …’a ait 2 dönüm … …’ye ait 2 dönüm … …’e ait olup hisselerimiz mukabilinde beşer yüz bin lira alıp diğer kısmını da 10-9-1992 tarihinde ödenmek suretiyle hisselerimizi bay …’a satmış bulunuyoruz on-dokuz-1992 tarihinde kalan kısmı da ödendikten sonra yukarıda bahsi geçen tarla miktarınca tapu hisselerimizi vermeyi şimdiden bizler … …, … …, … … olarak şahit huzurunda ikrar ediyoruz…” şeklindedir.
Az yukarıda belirtilen sözleşme hükmünde satıcılar …, … ve … tarafından beşer yüz bin liranın peşin alındığı, 1800 Mark …, 300’er Mark … ve …’ye ödeneceği hususunda anlaşmaya varıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 E, 1940/77 K. ile 07.06.1939 tarihli 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları doğrultusunda ödendiği belirlenen bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve usuller dairesinde denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ödendiği belirlenen bedelin dava tarihinde ulaştığı değer belirlenip, talep de gözetilmek suretiyle satan mirasçıların veraset ilamındaki payları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, ödeme yapılmadığından bahisle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.