YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2658
KARAR NO : 2019/2681
KARAR TARİHİ : 13.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 7308 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın vekil edenine ait olduğunu açıklayarak, taşınmaz üzerindeki yapının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, davaya cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece; davanın kabulü ile; dava konusu edilen 7308 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından yapılmış olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekiline 29.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından verilen 31.07.2015 tarihli dilekçe ile hükmün vekalet ücreti yönünden tavzihine karar verilmesi istenmiş, mahemece 02.09.2015 tarihinde tavzih tensip zaptı düzenlenmiş, 01.10.2015 tarihinde tavzih isteğinin kabulü ile 06.05.2015 tarihli ve 2014/567 E., 2015/207 K. Sayılı kararın hüküm fıkrası 3 nolu bende 2.paragraf olarak “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 14.386,05 Tl ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin ilavesi suretiyle hükmün tavzihine karar verilmiş, ayrıca hüküm davacı vekili tarafından 01.09.2015 tarihinde süresinde temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin 01.09.2015 tarihli vekalet ücretine ilişkin temyiz dilekçesinin 06.05.2015 tarihli ilk karara yönelik olduğunun kabulü gerekeceğinden, davacı tarafça tavzihe konu hususu da içeren temyiz dilekçesi verilmiş olması nedeniyle daha sonraki 01.10.2015 tarihli ve 2014/567 E., 2015/207 K. sayılı tavzih kararı yok hükmünde olduğundan kaldırılmasına karar verilerek, davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalı payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde, davalının tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin söz konusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Somut olaya gelince, davacının talebinin kabulüne karar verildiğinden ve davacı yargılama süresince avukat ile temsil olunduğundan, yukarıdaki hususlar gözetilerek davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre avukatlık ücretinin takdir edilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.