Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/2995 E. 2019/8510 K. 03.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2995
KARAR NO : 2019/8510
KARAR TARİHİ : 03.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, 245 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/321 Esas sayılı dosyası ile açılan ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmaz üzerinde bulunan binanın aidiyetinin tespiti için dava açmak üzere süre verildiğini, taşınmazın öncesi olan 23 parselde davacının dedesinin 18.01.1980 tarihinde hissedar olduğunu, daha sonra 1980-1981-1982 yıllarında taşınmaz üzerine dava konusu 3 katlı binayı yaptığını, anılan binanın imar uygulaması ile 245 ada 1 parsel içerisinde kaldığını, davalının diğer paydaşların hisselerini alarak paydaş haline geldiğini, davacının da 12.01.2011 tarihinde dedesinin payını satın alarak paydaş olduğunu açıklayarak anılan binanın davacıya aidiyetinin tespitine ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, 26.09.2013 tarihli yargılama oturumunda, davayı kabul etmediklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, dava konusu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilebilmesi için, muhdesatın davacı tarafın tapuda paydaş olduğu tarihten sonra meydana getirildiğinin kanıtlanması gerektiği, … bu davada dava konusu taşınmazın 201/616 hissesinin ilk başta davacının dedesi İhsan Kıvanç’a ait olduğu, İhsan Kıvanç’ın dava konusu parsel üzerine 1980’li yıllarda dava konusu evi ve müştemilatını kısım kısım yaptırdığı ve kullandığı, İhsan Kıvanç’ın torunu olan davacıya 12/01/2011 tarihli ve….yevmiye nolu senet ile kendi hissesini sattığı anlaşıldığından, davacının … bu davanın açılmasında hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukun’da, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 Sayılı HMK mad. 106/2.) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h ve 115 mad.)
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de; gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; yapılan incelemede … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/321 Esas sayılı dosyasının 15.05.2013 tarihli yargılama oturumunda temyize konu eldeki dosya davacısına muhdesatın tespiti yönünde dava açmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, bunun üzerine 28.05.2013 tarihinde temyize konu eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Eksikten getirtilen ortaklığın giderilmesi dava dosyasına ait UYAP üzerinden gönderilen evrakın incelenmesinden, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.12.2017 tarihli ve 2013/321 Esas, 2017/1390 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki ortaklığın taşınmazın satışı suretiyle sonlandığı, davalı hissesinin de davacı tarafından satın alındığı bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere temyize konu eldeki davanın karar tarihi olan 16.12.2014 tarihi itibariyle taraflar arasında derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Mahkemece ortaklığın giderilmesi dava dosyası, dava konusu taşınmaza ait tedavüllü tapu kaydı dayanakları ile birlikte ayrıca güncel tapu kaydı getirtilip değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.