Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3168 E. 2017/13100 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3168
KARAR NO : 2017/13100
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

… A R A R

Davacı 3. kişi vekili, … 8. İcra Müdürlüğünün 2008/21726 sayılı takip dosyasında 19.12.2011 tarihinde, “…..” adresinde haczedilen 600 m2 miktarındaki mermerin, borçlu ile bir ilgisi bulunmayıp, davacı …’a ait olduğunu, borçlunun mermerlerin bulunduğu depoyu davacıya kiralayan mülk sahibi olduğunu, borçlunun evinin bu mahalleye yakın olması nedeniyle haciz sırasında hazır bulunduğundan bahisle haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar,davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay….. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2014 tarih ve 2014/20288 Esas 2014/17254 Karar sayılı ilamı ile; alacaklı tarafından, borçlu … (Ünallar Mermer) aleyhine icra dosyasına sunulan faturalardan doğan borcun tahsili amacıyla başlatılan takipte, 19.12.2011 tarihinde dava konusu mermer blokların borçlunun huzurunda ve kendisine ödeme emrinin bizzat tebliğ edildiği adreste haczedildiği, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağında, haciz mahallinde ….. levhasının bulunduğu, borçlunun, haciz yapılan mahallin dava dışı oğlu tarafından eldeki davayı açan üçüncü kişi şirkete kiraya verildiğini ileri sürdüğü, bu açıklamalar karşısında, dava konusu mallar borçlunun elindeyken haczedildiğinden, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu,bu karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından ispat edilmesi gerektiği, ne var ki; davacı üçüncü kişi tarafından ileri sürülen, borçlunun oğlu ile aralarında imzalanan adi yazılı kira sözleşmesi,her zaman düzenlenmesi mümkün faturalar, yoklama fişi ve dosya kapsamındaki tanık anlatımlarının, karinenin aksini ispatlamaya elverişli olmadığı,hal böyle olunca;bu maddi ve hukuki olgular ile mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde,davacı üçüncü kişinin, İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, Mahkemece, bozma kararı gereğince davanın reddine karar verilmiştir.

Alacaklı tarafından, borçlu aleyhine …….İcra Müdürlüğü’nün 2008/21726 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, alacaklı tarafından itirazın iptali istemiyle açılan davada, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/18 Esas ve 2011/162 Karar sayılı kararı ile 20.04.2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiği,anılan kararın icra dosyasına ibrazı ile takibin devam ettirildiği ve 19.12.2011 tarihinde eldeki davaya konu malların haczedildiği, davacı üçüncü kişi tarafından 02.04.2012 tarihinde eldeki istihkak davasının açıldığı ve bu davanın yargılaması sırasında Yargıtay ….. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2013 2012/16063 Esas ve 2013/4098 Karar sayılı ilamı ile … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/18 Esas ve 2011/162 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verildiği, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca 14.04.2015 tarihinde itirazın iptali davasının reddine karar verildiği,Yargıtay….Hukuk Dairesi’nin 14.04.2016 2015/15553 Esas ve 2016/6594 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin tazminata yönelik temyizinin kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda değinilen hususlar bozma aşamasından sonra dosyaya yansımış olmakla, bu durumda Mahkemece öncelikle, davalı alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasının akibetinin araştırılması gerekmektedir. Şöyle ki; bu dava kapsamında borçlunun … 8. İcra Müdürlüğü’nün 2008/21726 Esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti halinde, davaya konu mallar üzerindeki hacizler kendiliğinden kalkacağından dava konusuz kalacaktır. Bu durumda; Mahkemece, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekecektir. İtirazın iptali davası neticesinde, borçlunun borcu bulunduğunun tespiti halinde ise, istihkak davasının esasına ilişkin hüküm kurulması gerekecektir.
Hal böyle olunca, Mahkemece yukarıda yazılı hususların gözardı edilmesi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.