YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3272
KARAR NO : 2019/7638
KARAR TARİHİ : 17.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, alacak isteğinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, davacı ile davalının kardeş olup, babalarından miras kalan 1 parselde kayıtlı taşınmazın diğer mirasçılarla birlikte tapuda elbirliği halinde maliki olduklarını, davacı ve davalının 1.600 Euro bedelle miras hissesi satımı konusunda anlaşarak 02.09.2002 tarihli sözleşme düzenlendiğini, tapu iştirak halinde olduğundan devrin yapılamadığını, ancak davalının şuan tapu devrini yapmak istemediğini açıklayarak dava konusu tapu kaydında davalının hissesinin iptali ile davacı adına tescilini, bu talepleri kabul görmez ise hisse bedelinin dava tarihindeki değerinin tespit edilerek davalıdan tahsilini, olmadığı takdirde ise 1.600 Euro’nun sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, babalarından miras kalan taşınmazda davalı hissesine düşen (ev hariç) arsa payının davacıya para karşılığı satımı konusunda tarafların anlaştıklarını, davacının o tarihlerde sağ olan anne vasıtasıyla davalıya para ödediğini, ancak davacının öncelikle verasette iştirak halini çözmesi gerektiğini daha sonra davalıdan tapu devri talep edebileceğini, verdiği parayı ise geri isteme hakkının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil veya sözleşme gereği ödenen paranın iadesi istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazda tarafların hissedar olduğu, her nekadar dava tapu iptali davası olarak açılmışsa da davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle tapu iptali davasının reddine, davacı tarafça dava tarihi itibari ile hisse değerinin tespit edilerek bu değerin tahsili talep edilmiş ise de davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yaptığı ödemeyi talep edebileceği kanaatine varıldığından davasının kabulü ile 7.407,74 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şeklinde göre dava, TMK’nin 676 ve müteakip maddelerine dayalı miras payının devri anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK mad. 677/1). Mirasçılar arasındaki devirler için söz konusu olan bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılması yeterlidir. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlarda payın temlikinin resmi şekilde tapu memuru önünde yapılması gereklidir (TMK mad.706, 6098 sayılı TBK mad. 237).
Somut olayda, 1 parselde kayıtlı taşınmazın tapuda 28.08.1992 tarihinde Ali mirasçıları adına tesis kadastrosu ile tescil edildiği, elbirliği mülkiyeti şeklinde adlarına kayıtlı iken davacı ile davalı arasında 02.09.2002 tarihli yazılı şekilde miras payı devir sözleşmesi imzalandığı sabit olup TMK’nin 677. maddesine göre geçerli bir sözleşme olduğu hususu tartışmasızdır. Dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafta cevap dilekçelerinde ortak muris babalarından gelen pay yönünden devri kabul etmiş, ön inceleme duruşmasında ise davalı vekilince “müvekkilim dava konusu yapılan hissenin tapusunu vermeye hazırdır, ancak iştirak halinde mülkiyet durumu söz konusu olduğu için tapuda işlem yapılamamaktadır, davacı taraf iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete dönüştürdüğünde ve müvekkilin hissesi belirlendiğinde müvekkil tapuda gerekli intikal işlemlerini yaptıracaktır” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkemece, yukarıda izah edilen ilke, esas ve tespitler doğrultusunda davacının asli talebi olan davalının miras payının davacı adına tescili isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ve dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde terditli alacak isteği hakkında karar verilmesi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.