Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3575 E. 2018/19354 K. 28.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3575
KARAR NO : 2018/19354
KARAR TARİHİ : 28.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline her hangi bir tebligat gönderilmediğini, müvekkilinin iş yerinde haciz yapıldığını, mahcuzların borçluya ait olmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin davacı 3.kişinin adresinde yapılması, haciz mahallinde borçluya ait her hangi bir evrakın bulunmaması nedeni ile mülkiyet karinesinin 3. kişi yararına olduğu.3.kişi ile borçlu şirket arasında her hangi bir organik bağ tespit edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş,kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haczin yapıldığı yer, ödeme emrinin tebliğ adresinden farklı bir adres olmakla birlikte, haciz borçlunun önceki faaliyet adresinde yapılmış olup, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu 23.7.2014 tarihinde haciz yapılan adresten ayrılmıştır. Ne var ki, … 5. İcra Müdürlüğünün 2014/ 177 talimat sayılı dosyasında aynı yer de yapılan 17.9.2014 tarihli haciz de borçlu adına güncel evraklar bulunmuştur. Bunun yanında, davaya konu haciz sırasında hazır bulunan Fahri Işık, borçlu şirketin sigortalı çalışanı idi. Ayrıca, borçlu haciz mahallinden ayrıldıktan sonra, dava dışı …… Kılıç 1.8.2014 tarihinde haciz adresinde faaliyete başlamış olup ……, borçlu şirketin 10.1.2009- 29.12.2013 tarih aralığında çalışan sigortalı işçisi, aynı zamanda davacı 3.kişinin eniştesidir. Davacı 3.kişi ise, haciz adresinde 11.10.2014 tarihinde şube olarak faaliyete başlamıştır. Buna göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve vergi levhası istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmeyip bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.