Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3579 E. 2017/13877 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3579
KARAR NO : 2017/13877
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu cihazın müvekkiline ait olduğunu, borçlunun son üç ay boyunca fiilen iş yerine gelmediğini ve bu sırada hakkında alacaklı ile danışıklı takip başlatılmasını sağlayarak davacıya ait cihazı haciz yolu ile almaya çalıştığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili; davacının delil olarak sunduğu faturanın mülkiyeti kanıtlamaya elverişli kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmalara katılmamış cevap da vermemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemiz’in 19.06.2014 tarih ve 2013/16673 Esas 2014/ 12852 Karar sayılı ilamı ile; alacaklı ve borçlu arasındaki takibin danışıklı olup olmadığını belirleyerek, muvazaa söz konusu değilse bu kez takibin ortağın şahsi borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit etmek için tarafların ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği,takip muvazaalı ise ortada borç bulunmadığı için, borç ortağın şahsi borcundan kaynaklı ise bu kez “ortağın şahsi borcu nedeni ile ortaklık malvarlığının haczedilemeyeceği” kuralı gereğince davanın kabulü gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, borcun davadan sonra ödendiğinin bildirilmesi karşısında dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bilirkişi raporuna göre alacaklı ve borçlu arasındaki takip danışıklı olduğundan davalılar aleyhine tazminata karar verilmiş; karar davalı alacaklı vekili ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı alacaklı vekili ile davalı borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Üçüncü kişi yararına tazminata hükmolunması için, üçüncü kişinin davasının kabulü
yanında, istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi zorunludur. …..niyetten maksat haciz sırasında mahcuzun davacıya ait olduğunun, alacaklı tarafından bilindiği halde, kötü niyetli olarak haczin tatbikinin talep edilmesidir. Alacaklı, üçüncü kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı olduğundan istihkak iddiasına itiraz etmesi, tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez. Somut olayda, davanın esasına ilişkin hüküm kurulmadığı gibi alacaklının kötüniyeti de kanıtlanmadığından İİK’nun 97/15. maddesinde aranan yasal şartların oluşmaması nedeni ile davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekili ile davalı borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekili ile davalı borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. bendindeki ” Dava değeri olan 30.000,00 TL alacağın %15 i oranında tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” cümlesinin çıkartılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.