YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3983
KARAR NO : 2019/9460
KARAR TARİHİ : 23.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün kayyım ile davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar …, …, …, …, .., …, …, … vekili, dava konusu 52 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi … adına tapuda kayıtlı olup …’ın bu taşınmazı 1951 yılında önceki malik ……’dan satın aldığını ancak hiçbir zaman taşınmazın zilyedi olmadığını, zira taşınmazın önceki maliki ……’ın 1958 yılında noterde düzenlenen hususi vekaletname isimli resmi senetle dava konusu taşınmazı bedeli mukabilinde davacıların murisi…’a sattığını ve zilyetliğini de devrettiğini, muris Yakup’un taşınmazı ölümüne kadar kesintisiz, nizasız ve malik sıfatıyla kullandığını, ölümünden sonra ise taşınmazın zilyetliğinin yasal mirasçılarına geçtiğini ve taşınmazın onlar tarafından kesintisiz, nizasız ve malik sıfatıyla kullanılmaya devam ettiğini, tapu maliki …’ın 1985 yılında vefat etmiş olup TMK’nin 713/2.maddesinde hükme bağlanan kazandırıcı zamanaşımı süresinin 2005 yılında dolduğunu açıklayarak, dava konusu 52 parsel sayılı taşınmazın … adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın… mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve … vekili, davalı … ile dahili davalılar … ve … vekili, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılar … ve …, cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davacılar vekiline 30.04.2013 tarihli yargılama oturumunda terekeye temsilci hususunda süre verilmiş, davacılar vekili tarafından açılan miras ortaklığına temsilci atanması davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece talebin kabulü ile temyize konu eldeki dava dosyasında muris… mirasçılarını temsil etmek üzere Av….’ın temsil kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davaya konu 52 nolu parselin 01.03.1972 tarihinde tapulamaya dayalı olarak … adına yazıldığı, davacılar vekilinin dayanmış olduğu 17.07.1958 tarihli hususi vekaletnamenin …… tarafından satış vaadi yapması hususunda…’ı vekil tayin ettiği,… ın dava konusu taşınmazı davacılara satış vaadi ile sattığına dair herhangi bir belge olmadığı, tapu kaydında malikin belli olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ile kayyım tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nin 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK’nin 713. maddesinin 1. fıkrasında; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK’nin 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan “… ölmüş…” ibaresi, “Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de; gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 52 parsel sayılı taşınmazın 01.03.1972 tarihinde kadastro yoluyla tapu kaydına dayalı olarak … adına tespit ve tescil edildiği, kayıt malikinin 10.01.1985 tarihinde öldüğü, tapu kaydının intikal görmediği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından ölüm hukuki sebebine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu halde mahkemece tapu malikinin belli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ölüm hukuki sebebine dayalı olarak inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. O halde, Mahkemece yapılması gereken …, dosya ekinde bulunan … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/189 Esas, 2012/379 Karar sayılı dava dosyası da gözetilmek suretiyle iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek TMK’nin 713/2.maddesindeki ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Davacılar vekili ile kayyımın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 23.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.